
Muhdesatın Aidiyeti Davası Sonucunda Ne Olur?
Muhdesatın aidiyeti davası, taşınmaz üzerindeki yapı, tesis veya bitkilerin kime ait olduğunun tespiti amacıyla açılan bir davadır. Bu davanın sonucunda ortaya çıkan hukuki durumlar ve taraflara sağlanan haklar konusunda ayrıntılı bilgi vermek istiyoruz.
Tespit Hükmünün Niteliği ve Etkisi
Muhdesatın aidiyeti davası sonucunda mahkeme, muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verir. Bu karar, niteliği itibariyle bir tespit hükmüdür ve şu özelliklere sahiptir:
- Hüküm açıklayıcı niteliktedir, kurucu nitelikte değildir.
- Muhdesatın mülkiyetinin davacıya ait olduğunu değil, muhdesatın davacı tarafından yapıldığını tespit eder.
- Tespit hükmü kesin hüküm oluşturur ve aynı konuda yeni bir dava açılamaz.
- Tespit hükmü kesin delil niteliğindedir ve diğer davalarda bağlayıcıdır.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, muhdesatın tespiti davası sonucunda sadece muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilebilir. Muhdesatın mülkiyetinin tespiti istemleri kabul edilmez.
Ortaklığın Giderilmesi Davası Üzerindeki Etkisi
Muhdesatın aidiyeti davası genellikle ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davası ile bağlantılı olarak açılır. Bu durumda, muhdesat davasının sonucu, ortaklığın giderilmesi davasını doğrudan etkiler:
- Satış bedelinin paylaştırılmasına etkisi: Ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmişse, muhdesatın değeri ayrıca hesaplanır ve satış bedelinden bu değerin muhdesat sahibine ödenmesi sağlanır.
- Oranlamanın yapılması:
- Taşınmazın muhdesatsız değeri tespit edilir
- Muhdesatın değeri belirlenir
- Bu iki değer toplanarak toplam değer bulunur
- Toplam değer içinde muhdesatın payı yüzdelik oran (%) olarak hesaplanır
- Satış bedeli bu orana göre paylaştırılır
- Aynen taksim durumunda etki: Taşınmazın aynen taksimi mümkünse, muhdesat bulunan kısım mümkün olduğunca muhdesat sahibine verilmeye çalışılır.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 16.3.2009 tarihli kararında şöyle denilmektedir: “…muhdesatların ve arzın dava tarihi itibarı ile ayrı ayrı değerleri tespit edilerek ve bu değerler toplanıp taşınmazın tüm değeri saptandıktan sonra bulunan değer, muhdesat ve arzın değerine ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibarı ile ne kadarının muhdesata, ne kadarının da arza isabet ettiği belirlenmelidir. Satış bedelinin
yarıda kaldı, devam edelim.
Satış bedelinin dağıtımında, bulunan bu yüzde oranlar göz önünde tutularak muhdesata isabet eden kısmın sadece muhdesat sahibine veya payları oranında sahiplerine, arza düşen kısmın da yine payları oranında tüm paydaşlara verilmelidir…”
Kamulaştırma İşlemlerine Etkisi
Muhdesatın aidiyeti davasının sonucu, kamulaştırma işlemlerini de etkiler. Kamulaştırma Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca, başkasına ait taşınmaz üzerindeki muhdesatın bedelinin zilyede ödenmesi gerekir.
Kamulaştırma durumunda:
- Muhdesatın aidiyeti tespit edilmişse, muhdesat bedeli muhdesat sahibine ödenir.
- Taşınmaz bedeli ise mülkiyet sahibine ödenir.
- Kamulaştırma bedelinin tespiti sırasında muhdesatın değeri ayrıca hesaplanır.
Bu durumda, muhdesatın aidiyeti davası sonucunda alınan karar, kamulaştırma bedelinin kime ödeneceğini doğrudan belirler ve hak sahibinin mağduriyetini önler.
Tapuya Şerh ve Beyan Etkisi
Muhdesatın aidiyeti davası sonucunda verilen karar, tapu siciline de yansıtılabilir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19/2 maddesi uyarınca:
“Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir.”
Bu beyan, muhdesat sahibinin hakkını üçüncü kişilere karşı bildirme işlevi görür ve ileride yapılacak işlemlerde (satış, devir, ipotek vb.) tarafların bilgilendirilmesini sağlar.
Önemle belirtmek gerekir ki, muhdesata ilişkin tapu kaydındaki beyan, şerh olarak nitelendirilse de hukuki niteliği itibarıyla beyandır ve kişisel hakkı kuvvetlendirme etkisi yoktur.
Alacak Hakkı Doğması
Muhdesatın aidiyeti davasının kabulü halinde, muhdesat sahibi lehine bir alacak hakkı doğar. Bu hak, çeşitli durumlarda ileri sürülebilir:
- Ortaklığın giderilmesi sonucu taşınmazın satılması durumunda satış bedelinden pay isteme hakkı
- Kamulaştırma durumunda muhdesat bedelinin ödenmesini isteme hakkı
- Kentsel dönüşüm uygulamalarında muhdesatın değerinin talep edilmesi hakkı
Bu alacak hakkı, muhdesatın varlığının ve davacıya ait olduğunun tespiti ile birlikte sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre de talep edilebilir.
İcra ve İnfaz Kabiliyeti
Muhdesatın aidiyeti davasında verilen karar yalnızca tespit niteliğinde olduğundan, doğrudan ilâmlı icra yoluyla icraya konulamaz. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 11.7.2005 tarihli kararında:
“Kural olarak aidiyetin tesbitine ilişkin davalar sonucunda yerel mahkemesince oluşturulan hükümlerin icra ve infaz kabiliyeti yok ise de ortaklığın giderilmesi davası sonuçlandığında aidiyetin tesbiti davasında saptanan hukuksal olgunun açık bir anlatımla belli bir hukuki olgunun varlığı ya da yokluğunu belirleyen mahkeme hükmünün ortaklığın giderilmesi davasıyla ilgili kesinleşen hükmün icra ve infazı için önemli olacağı kuşkusuzdur.”
Bununla birlikte, muhdesatın aidiyeti davası sonucunda oluşan alacak hakkı için ayrıca eda davası açılabilir ve bu dava sonucunda verilen hüküm ilamlı icraya konu olabilir.
Üçüncü Kişilere Karşı Etkisi
Muhdesatın aidiyeti davası sonucunda verilen karar, sadece davanın tarafları arasında kesin hüküm oluşturur. Ancak, bu kararın bazı durumlarda üçüncü kişilere karşı da etkileri olabilir:
- Taşınmazı sonradan satın alan kişilere karşı, tapuda beyan varsa, muhdesat hakkı ileri sürülebilir.
- Ortaklığın giderilmesi davası sonrası taşınmazı satın alan kişi muhdesatı da satın almış olur, ancak muhdesat sahibinin alacak hakkı devam eder.
Bununla birlikte, muhdesat sahibinin hakkı ayni hak niteliğinde olmadığından, üçüncü kişilere karşı doğrudan muhdesatın kendisini talep etme hakkı yoktur.
Pratik Sonuçlar ve Öneriler
Muhdesatın aidiyeti davasında karar lehine olan taraf için pratik sonuçlar ve yapılması gerekenler şunlardır:
- Kararın kesinleşmesi beklenmelidir
- Karar ortaklığın giderilmesi davasında kullanılacaksa, ilgili mahkemeye kesinleşmiş karar örneği sunulmalıdır
- Tapu siciline beyan konulması için tapu müdürlüğüne başvuru yapılmalıdır
- Kamulaştırma durumunda kamulaştırma bedelinin belirlenmesi aşamasında bu karar ibraz edilmelidir
- Muhdesat bedeli için gerekirse eda davası açılmalıdır
Muhdesatın aidiyeti davasının sonucu, taşınmaz üzerindeki hakların korunması ve maddi değerlerin hak sahiplerine aktarılması açısından büyük önem taşır. Bu nedenle, dava süreci ve sonrası titizlikle takip edilmelidir.
Bu konuda daha fazla yardım veya danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz.