Bize Ulaşın +90 537 430 75 73

Kefalet Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları

Kefalet sözleşmeleri, borç ilişkisinde güvenliği artıran ve borçlunun yükümlülüklerini yerine getirememesi durumunda alacaklıya ek bir güvence sağlayan önemli bir hukuki araçtır. Ancak, bu sözleşmelerin geçerli olabilmesi için belirli şartların yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu makalede, kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarını, geçerli bir asıl borcun varlığı, esas bakımından geçerli bir sözleşmenin yapılması ve şekil şartlarına uyulması başlıkları altında detaylı olarak inceleyeceğiz. Ayrıca, kefalet sözleşmelerinde uyulması gereken yazılı şekil şartları ve bu şartlara uymamanın sonuçları üzerinde duracağız.

Geçerli Bir Asıl Borcun Varlığı

Kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için geçerli bir asıl borcun bulunması gereklidir. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 582’ye göre, kefalet sözleşmesi ancak mevcut ve geçerli bir borç için yapılabilir. Gelecekte doğacak veya şarta bağlı bir borç için de kefalet sözleşmesi kurulabilir, ancak bu borç doğduğunda veya koşul gerçekleştiğinde hüküm ifade eder.

Asıl borcun hükümsüz olması durumunda, kefalet sözleşmesi de geçersiz olur. Borç ilişkisinin hukuka, ahlaka aykırı olması veya başlangıçtaki imkansızlık gibi nedenlerle kesin hükümsüz olması durumunda kefalet geçerli olmayacaktır. Asıl borç ortadan kalktığında, kefalet sözleşmesi de sona erer.

Fer’ilik ilkesine göre, kefalet sözleşmesinin geçerli olması için asıl borcun varlığı şarttır ve bu borç hükümsüz hale geldiğinde kefalet de geçerliliğini yitirir. Taraflar yeni bir kefalet sözleşmesi düzenlemelidir.

Esas Bakımından Geçerli Bir Sözleşmenin Yapılması

Kefalet sözleşmeleri, TBK m. 26 ve m. 27’deki sınırlamalar içerisinde geçerli olarak yapılabilir. Sözleşmenin hukuka, ahlaka aykırı olması, imkansızlık, ehliyet yetersizliği gibi durumlar geçersizlik nedenleridir.

Kefalet sözleşmesi, alacaklı ve kefilin karşılıklı ve birbirine uygun öneri ve kabulü ile kurulur. Temsilci atanarak da sözleşme yapılabilir.

Sözleşmenin Şekil Şartına Uyularak Yapılması

Kefalet Sözleşmesinde Şeklin Amacı ve Geçerlilik Şartı

Kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılması gerekmektedir. TBK m. 583’e göre, yazılı şekilde yapılmayan ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmeyen kefalet sözleşmeleri geçerli olmaz. Kefil, bu bilgileri kendi el yazısıyla belirtmelidir.

Kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartları arasında, sözleşmenin yazılı olarak düzenlenmesi, kefilin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olunması durumunda bu ifadenin kefilin kendi el yazısıyla yazılmış olması bulunmaktadır. Şekil kurallarına uyulmadan yapılan sözleşmeler geçerli olmayacaktır.

Geçerli bir kefalet sözleşmesi kaybolsa veya imha edilse dahi geçerliliğini korur ve varlığını iddia eden taraf, her türlü delille bunu kanıtlayabilir. Kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için fer’i nitelikte bir sorumluluk üstlenilmiş olmalı ve sözleşme geçerlilik şartlarına uygun yapılmalıdır.

Kefalet sözleşmesinin şekil şartları kefil ile ilgilidir ve alacaklının hareket tarzını düzenlemez. Alacaklının sözlü veya yazılı irade beyanı geçerlidir ve alacaklının imzalamaması sözleşmeyi geçersiz kılmaz. Uygulamada, alacaklının kefalet senedini teslim alması, sözleşmenin kabulü olarak değerlendirilir.

Kefalete İlişkin Şeklin Yerine Getirilişi

Metin ve İmza Unsuruna İlişkin Özellikler

TBK m. 583’e göre, kefaletin geçerli olabilmesi için kefalet tarihi, sorumlu olunacak azami miktar ve varsa müteselsil kefil olma iradesinin kefilin el yazısıyla belirtilmesi gerekmektedir. Diğer kısımlar daktilo veya bilgisayarla doldurulabilir. Kefalet metninin başka bir dilde yazılması mümkündür, ancak Türk şirketler ve yabancı şirketlerin Türk müesseseleriyle yaptığı işlemler Türkçe olmalıdır.

Kefilin imzası, kefalet taahhüdünün tamamını kapsamalıdır. Alacaklının imzası zorunlu değildir, çünkü kefalet sözleşmesi tek tarafa borç yükler. Okuma yazma bilmeyen veya fiziksel yetersizliği olan kişilerin kefalet sözleşmesi noter huzurunda resmi şekilde yapılabilir.

TBK m. 583, kefilin el yazısı ile belirtilmesi gereken unsurların esaslı olduğunu ve bunların kefil dışında biri tarafından doldurulmasının sözleşmeyi geçersiz kılacağını düzenler. Tüzel kişilerde ise temsilci el yazısıyla doldurmalı ve imzalamalıdır.

Metnin ve İmzanın Yer Alacağı Belgenin Tekliği

Kefalet sözleşmesinin tek bir belgede düzenlenmesi gerekmektedir. Bir belgede kefil olma iradesi, diğer belgede azami miktarın bulunması halinde sözleşme geçerli olmaz. Alacaklı sayısının birden fazla olduğu durumlarda her bir alacaklı için ayrı kefalet taahhüdü yapılmalıdır.

Kefalet Sözleşmesinde Şeklin Kapsamı

Kefalet sözleşmesi, tarafların esaslı noktalarda anlaşmasıyla kurulur. Esaslı noktalar; kefilin başkasının borcu için fer’i olarak sorumluluk üstlendiğini gösteren beyan ve ferdileştirilmiş asıl borçtur. Kefilin sorumlu olacağı azami miktar ve kefalet tarihi de şekil maddesi içinde düzenlenmiştir. Müteselsil kefalet, subjektif esaslı noktalardan olup TBK m. 583 ile şekil kapsamına alınmıştır.

Fer’i Bir Sorumluluk Üstlenildiğine İlişkin Beyan

Kefalet sözleşmesinde kefilin, üçüncü bir kişinin borcunu ifa etmemesinin sonuçlarını fer’i olarak üstlendiğine ilişkin beyanı yer almalıdır. Bu beyan, sözleşmenin objektif esaslı noktalarındandır ve bulunmaması sözleşmeyi geçersiz kılar. Kefalet ifadesinin mutlaka geçmesi gerekmeyip, metnin anlamından kefilin iradesi anlaşılmalıdır.

Asıl Borcun Bireyselleştirilmesi

Kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için asıl borcun bireyselleştirilmesi gereklidir. Bu, “borcun konusu ve kapsamının”, “alacaklının ve borçlunun adlarının” ve “borçlanma sebebinin” sözleşmede belirtilmesiyle sağlanır. Asıl borcun alacaklısının belirli veya belirlenebilir olması yeterlidir; alacaklının ismen belirtilmesi gerekmez.

Alacaklının değişmesi mümkün olduğundan, gelecekte doğacak borçlar için de kefalet sözleşmesi yapılabilir. Asıl borçlunun ise açıkça belirtilmesi gereklidir, çünkü kefil, borçlunun ekonomik durumunu bilerek riskleri değerlendirmelidir. Bu, borcun devrinde de önemlidir; kefil, borçlunun değişimine rıza göstermelidir.

Asıl borcun açıkça belirtilmesi de şarttır. Taraflar arasında tek bir borç varsa, borcu hukuken doğru nitelendirmek gerekmez. Farklı hukuki sebeplerden kaynaklanan borçlar için ise borcun sebebi belirtilmelidir. Belirli olmayan borçlar için yapılan kefalet geçersizdir.

Kefilin sorumlu olduğu azami miktarın belirlenmesi için asıl borcun belirlenmesi gereklidir, ancak bu miktarın rakamla belirtilmesi şart değildir. Bir alacaklı ile borçlu arasında birden fazla borç ilişkisi varsa ve kefilin hangi borç için kefil olduğu anlaşılamıyorsa, sözleşme geçerli değildir.

Metnin ve İmzanın Yer Alacağı Belgenin Tekliği

Kefalet sözleşmesi tek bir belgede düzenlenmelidir. Bir belgede kefil olma iradesi, diğer belgede azami miktarın bulunması halinde sözleşme geçerli olmaz. Birden fazla alacaklı varsa her biri için ayrı kefalet taahhüdü yapılmalıdır. Ancak bu taahhütler aynı belgede yer alabilir.

El Yazılı Olması Gereken Hususlar

TBK, kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olacağı azami miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olunacaksa bunun kefilin el yazısıyla yazılmasını şart koşar. El yazısı şartı sağlanmazsa sözleşme geçersizdir. Tüzel kişilerde de bu şart geçerlidir; temsilci el yazısıyla doldurmalı ve imzalamalıdır.

Kefilin Sorumlu Olduğu Azami Miktarın Sözleşmede Gösterilmesi

Kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için kefilin sorumlu olduğu azami miktar sözleşmede açıkça belirtilmelidir. Bu miktar kefilin el yazısıyla yazılmalıdır. Yargıtay’ın, miktarın belirtilmediği durumlarda asıl borç tutarı için geçerli saydığı kararlar, TBK’daki yeni düzenleme ile geçerliliğini yitirmiştir.

Kira ve faiz gibi dönemli borçlarda sözleşme süresi ve aylık borç tutarı belirtilmişse sözleşme geçerli kabul edilebilir. Yargıtay, azami miktarın belirtilmediği durumlarda kira süresince doğacak borçlarla sınırlı olarak kefaletin geçerli olduğunu kabul etmiştir, ancak TBK’daki yeni düzenleme karşısında bu mümkün değildir.

Azami miktarın para cinsinden belirtilmesi gereklidir, ancak Türk Lirası olması zorunlu değildir. Yabancı para üzerinden yapılan kefalet sözleşmesinde, para değer kazandığında kefil aşırı ifa güçlüğü sebebiyle sözleşmenin uyarlanmasını veya feshedilmesini talep edebilir.

TBK. m. 589’a göre, kefilin sorumlu olacağı azami miktar anapara borcunu, borçlunun kusur ve temerrüdünün sonuçlarını, akdi faizleri ve dava masraflarını kapsar.

Kefalet Tarihi

TBK m. 583’e göre kefalet sözleşmesinde belirtilmesi gereken bir diğer unsur “kefalet tarihi”dir. Kefalet tarihi, sözleşmenin kurulması için zorunlu bir unsur olmasa da Kanun tarafından esaslı bir unsur olarak kabul edilmiştir. Bu tarih, kefilin sorumluluğunu, eş rızasının alınmasını, kefaletin sona erme tarihini ve kefilin ehliyetinin tespitini belirlemede önemlidir.

Müteselsil veya Bu Anlama Gelen Bir İbare

818 sayılı BK döneminde müteselsil kefaletin varlığı yoruma bağlıydı. TBK m. 583, müteselsil kefaletin kefilin el yazısıyla yazılmasını geçerlilik şartı olarak getirmiştir. TTK m. 7, ticari işlerde müteselsil sorumluluğu düzenlerken, TBK m. 583 ise müteselsil kefil iradesi olmadığında adi kefaletin geçerli olduğunu benimser.

Doktrinde, TBK m. 583’ün TTK m. 7’de öngörülen teselsül karinesini ortadan kaldırıp kaldırmadığı konusunda farklı görüşler mevcuttur. Bir görüş, TBK m. 583’ün ticari işler bakımından TTK m. 7’deki teselsül karinesini ortadan kaldıracağını savunur. Diğer görüş ise TTK m. 7’nin ticari işlerde özel bir düzenleme getirdiğini ve bu işlerde müteselsil kefil olma iradesinin el yazısı ile yazılması şartının aranmadığını savunur.

İcra Kefaletine İlişkin Düzenlemeler

2004 sayılı İİK m. 38’e göre icra kefaletleri müteselsil kefalet hükmündedir. Doktrinde, icra kefaletinin TBK m. 583’te belirtilen şekil şartlarına uyulup uyulmadığı tartışmalıdır. Yargıtay, icra kefaletinde de TBK’nın aradığı şekil koşullarına uyulması gerektiğini belirtmektedir. Kanun değişikliklerinin kefili daha fazla koruma amacı dikkate alınarak, TBK’nın şekil şartlarına uyulması gerektiği kabul edilmelidir.

Subjektif Esaslı Noktalar

Kefalet sözleşmesinde objektif esaslı noktaların yanı sıra, tarafların iradelerine etki eden subjektif esaslı noktalar da yer almalıdır. Kefilin sorumluluğunu artıran veya azaltan anlaşmalar bu kapsama girer. Şeklin koruma amacı kefile yönelik olduğundan, kefilin durumunu hafifleten anlaşmalar şekle tabi değildir. Kefilin sorumluluğunu artıran kayıtların sözleşme metnine dahil olmaması halinde, diğer geçerlilik şartlarına uyulsa bile bu kayıtlar geçersiz olacaktır.

Şekil Şartına Uymamanın Sonuçları

TBK m. 583’e göre, kefilin beyanının yazılı olmaması, azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil ibaresinin el yazısıyla yazılmaması şekle aykırılık oluşturur ve sözleşmeyi geçersiz kılar. Doktrinde bu geçersizliğin kesin hükümsüzlük olduğu görüşü hakimdir. Şekle aykırı bir kefalet sözleşmesi, herkes için etkili olur ve her aşamada ileri sürülebilir.

Şekil şartlarına uyulmadan yapılan kefalet sözleşmesi geçersizdir. Ancak, bazı hükümler şekil kuralına aykırı ise, sadece ilgili kısımlar geçersiz olur. Örneğin, müteselsil sorumluluk beyanı eksikse sözleşme adi kefalet olarak geçerli sayılır.

Şekle aykırı bir sözleşmeye dayanarak alacaklı kefile başvuramaz. Şekle aykırı kefalet sözleşmesi, kefile yeni bir kefalet sözleşmesi akdetme borcu yüklemez. Tarafların sonradan icazet vermesi de sözleşmeyi geçerli hale getirmez.

Şekil şartlarının yerine getirilmemesi, birlikte kefalete de etkili olur. Birlikte kefillerden birinin kefaleti şekle aykırıysa, diğerlerinin de kefaleti sona erer. Ancak kefilin, şekil eksikliğini bilerek yapması durumunda, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir ve sözleşme geçerli kabul edilir.

 

Bu konuda daha fazla yardım veya danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

 

cost of divorce in turkey

Kefalet Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları

Yazıyı paylaşın: