Bize Ulaşın +90 537 430 75 73

Limited Şirkette Ortaklıktan Çıkarma ve Ayrılma Akçesi

Limited şirketler, Türkiye’de en yaygın tercih edilen şirket türlerinden biridir. Anonim şirketlerle benzer özelliklere sahip olsalar da, limited şirketlerde ortaklar arasındaki güven ilişkisi çok daha ön plandadır. Bu kişisel nitelik, ortaklar arasında ciddi uyuşmazlıkların çıkması durumunda ortaklık ilişkisinin devamını zorlaştırabilir. İşte tam da bu noktada, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ortakların şirketten çıkarılmasına imkan tanıyan düzenlemeler getirmiştir.

Ortaklıktan çıkarma müessesesi, anonim şirketlerden farklı olarak limited şirketlere özgü bir uygulamadır. Sermayenin korunması ilkesi gereği anonim şirketlerde pay sahibinin çıkma veya çıkarılma yoluyla şirketten ayrılması mümkün değilken, limited şirketlerde ortaklar arası güven ilişkisinin önemi gözetilerek kanun koyucu belirli şartlar altında bu hakkı tanımıştır.

 

Şirket Sözleşmesine Dayalı Çıkarma

Türk Ticaret Kanunu’nun 640. maddesinin birinci fıkrası, şirket esas sözleşmesinde öngörülmesi kaydıyla bir ortağın genel kurul kararıyla şirketten çıkarılabileceğini düzenlemektedir. Bu düzenleme sayesinde ortaklar, şirket kuruluş aşamasında veya sonradan yapılacak sözleşme değişikliğiyle hangi hallerde bir ortağın çıkarılabileceğini önceden belirleyebilirler.

Sözleşmede yer alacak çıkarma sebeplerinin objektif ve somut kriterler içermesi gerekir. Örneğin, ortağın şirket aleyhine rekabet yasağını ihlal etmesi, bağlılık yükümlülüğüne aykırı davranması, şirketin mali durumunu tehlikeye sokacak işlemler yapması gibi durumlar sözleşmede çıkarma sebebi olarak sayılabilir. Ancak bu sebepler keyfî veya adalete aykırı nitelikte olmamalıdır.

Şirket sözleşmesinde öngörülen sebeplerden birinin gerçekleşmesi halinde, genel kurul toplanarak çıkarma kararı alabilir. Bu kararın alınabilmesi için nitelikli bir çoğunluk gerekmektedir. Kanun, “temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması” şartını aramaktadır. Bu ağırlaştırılmış nisap, çıkarma gibi ciddi bir kararın kolay alınmasını engelleyerek ortakları korumaya yöneliktir.

Genel kurul tarafından alınan çıkarma kararı, hakkında karar verilen ortağa noter aracılığıyla bildirilmelidir. Bu bildirim zorunluluğu, ortağın hukuki güvenliğini sağlamak açısından büyük önem taşır. Çünkü ortak, bu bildirimin kendisine ulaşmasından itibaren üç aylık süre içinde çıkarma kararına karşı iptal davası açma hakkına sahiptir. Noter kanalıyla bildirim yapılmadığı sürece bu üç aylık hak düşürücü süre başlamaz.

Çıkarılan ortak tarafından açılacak iptal davasında mahkeme, sözleşmede öngörülen sebebin gerçekten oluşup oluşmadığını ve çıkarma işleminin usul ve şartlara uygun yapılıp yapılmadığını denetler. Mahkeme, sebebin özünde haklı olup olmadığını araştırmaz; zira sözleşmede belirtilen sebep, tarafların iradesiyle önceden kabul edilmiş bir durumdur. Mahkeme yalnızca bu sebebin somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini ve sözleşmeye uygun hareket edilip edilmediğini inceler.

Haklı Sebebe Dayalı Mahkeme Kararıyla Çıkarma

Türk Ticaret Kanunu’nun 640. maddesinin üçüncü fıkrası, şirket sözleşmesinde herhangi bir düzenleme olmasa dahi haklı sebeplerin varlığı halinde ortağın mahkeme kararıyla çıkarılabileceğini düzenlemektedir. Bu hak, sözleşme ile bertaraf edilemeyecek nitelikte emredici bir düzenlemedir.

Haklı sebeple çıkarma davasının açılabilmesi için öncelikle genel kurulun bu yönde karar almış olması gerekir. Genel kurul kararı alınmadan doğrudan mahkemeye başvurulması mümkün değildir. Bu ön koşul, yine Kanun’un 621. maddesinin birinci fıkrasının h bendinde düzenlenen nitelikli çoğunlukla alınmalıdır.

Haklı sebep kavramı, kanunda açıkça tanımlanmamıştır. Ancak doktrinde ve yargı kararlarında bu kavram, ortaklık ilişkisinin devamını çekilmez hale getiren ve diğer ortaklar açısından bu ortakla şirketin devam ettirilmesini olanaksız kılan durumlar şeklinde yorumlanmaktadır. Somut olayın özelliklerine göre haklı sebep değişkenlik gösterebilir.

Türk Ticaret Kanunu’nun 245. maddesi, her ne kadar kollektif şirketler için düzenlenmiş olsa da limited şirketler açısından da yol gösterici niteliktedir. Bu maddeye göre, ortağın şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarında şirkete ihanet etmesi, kendi kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, sürekli hastalık veya başka bir sebepten dolayı üstlendiği işleri yapmak için gerekli yeteneği kaybetmesi gibi durumlar haklı sebep olarak değerlendirilebilir.

Bunların yanı sıra, ortağın bağlılık yükümlülüğüne veya rekabet yasağına aykırı davranması, şirket menfaatlerine zarar verecek faaliyetlerde bulunması, diğer ortaklara karşı haksız fiil işlemesi de haklı sebep kapsamında ele alınabilir. Önemli olan, çıkarılması istenen ortağın şahsından kaynaklanan ve diğer ortaklar için şirketin bu ortakla devamını katlanılamaz hale getiren bir durumun varlığıdır.

Haklı sebeple çıkarma davası, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açılır. Yargılama, Türk Ticaret Kanunu’nun 1521. maddesi uyarınca basit yargılama usulüne göre görülür. Mahkeme kararının kesinleşmesiyle birlikte ortak şirketten çıkmış olur ve çıkma tarihi itibariyle oy kullanma, kar payı alma ve diğer ortaklık haklarını kullanamaz hale gelir.

İki Ortaklı Limited Şirketlerde Özel Durum

İki ortaklı limited şirketlerde haklı sebeple çıkarma davası açılması konusu özel bir sorun teşkil etmektedir. Kanun, çıkarma kararının genel kurul tarafından alınmasını şart koştuğundan, iki ortaklı şirketlerde bu kararın alınması neredeyse imkansız hale gelebilir. Zira çıkarılması istenen ortak, genel kurulda bu yönde oy kullanmayacaktır.

Doktrinde bu sorunun çözümü için kollektif şirketlere ilişkin Türk Ticaret Kanunu’nun 257. maddesinin kıyasen uygulanabileceği görüşü ileri sürülmektedir. Bu yaklaşıma göre, iki ortaklı limited şirketlerde haklı sebep oluşturan ortağın şirketten çıkarılmasına ve şirketin tek ortaklı olarak devam etmesine mahkeme tarafından karar verilebilir. Nitekim 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu tek kişilik limited şirket kurulmasına izin vermektedir.

Ayrılma Akçesi ve Hesaplanması

Ortaklıktan çıkarılan ortağın en temel hakkı, ayrılma akçesi talep etme hakkıdır. Türk Ticaret Kanunu’nun 641. maddesi, şirketten ayrılan ortağın esas sermaye payının gerçek değerine göre hesaplanan bir ayrılma akçesi talep edebileceğini düzenlemektedir.

Ayrılma akçesinin hesaplanmasında esas alınacak kriter, payın gerçek değeridir. Kanun’un gerekçesinde belirtildiği üzere, gerçek değerden kasıt bilanço değeridir. Ancak bilanço değeri tek başına yeterli olmayabilir; şirketin piyasa değeri, goodwill değeri gibi unsurlar da dikkate alınmalıdır.

Şirket esas sözleşmesinde, ayrılma akçesinin tutarının ne olacağı veya nasıl hesaplanacağına ilişkin düzenlemeler yapılabilir. Ancak bu düzenlemeler, ortaklara keyfi bir yetki bahşetmemeli, genel hukuk ilkelerine ve nefaset ilkesine uygun olmalıdır. Sözleşmeyle ayrılma akçesinin tamamen ortadan kaldırılması veya sembolik bir meblağa indirgenmesi mümkün değildir.

Ayrılma akçesinin muacceliyet kazanması, yani ödenmesi gereken hale gelmesi belirli şartlara bağlıdır. Kanun’un 642. maddesi üç durumda ayrılma akçesinin muaccel olacağını belirtmektedir. Birincisi, şirketin kullanılabilir bir özkaynak üzerinde tasarruf edebiliyor olması; ikincisi, ayrılan ortağın esas sermaye paylarının devredilebilir olması; üçüncüsü ise esas sermayenin ilgili hükümlere göre azaltılmış olması durumudur.

Mahkeme kararıyla çıkarılan ortağın ayrılma akçesi, mahkeme kararının kesinleşmesiyle muaccel hale gelir. Ortaklıktan çıkarma davalarında mahkeme, ortağın çıkarılmasına karar verirken talep olmasa dahi işin doğası gereği ayrılan ortağın esas sermaye payının gerçek değerini hesaplar ve aynı zamanda hak kazanacağı ayrılma akçesinin tutarını da tespit eder.

Önemle belirtmek gerekir ki, şirketle ilişkisini sona erdiren ortağın ayrılma akçesine ilişkin alacağı, şirkete karşı bütün alacaklılardan sonra gelen bir alacak hakkı oluşturur. Bu düzenleme, şirket alacaklılarının korunması amacına yöneliktir ve ayrılan ortağın şirket kaynaklarından öncelikli olarak yararlanmasını engellemektedir.

Çıkarmanın Hukuki Sonuçları

Ortaklıktan çıkarma kararı veya mahkeme kararı ile ortağın pay sahipliği sıfatı sona erer. Bu sona erme, ortağın şirketteki tüm hak ve yükümlülüklerini de beraberinde ortadan kaldırır. Ortak artık genel kurula katılamaz, oy kullanamaz, kar payı alamaz ve şirket yönetimine ilişkin haklarını kullanamaz.

Çıkarma işleminin tescil ve ilan edilmesi gerekir. Şirket müdürleri, çıkarma kararının kesinleşmesinden sonra ticaret siciline başvurarak değişikliği tescil ettirmelidir. Aynı zamanda pay defterine de gerekli kayıtlar düşülmelidir. Tescil işlemi, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirlik açısından önem taşır.

Ortaklıktan çıkarılan kişi, çıkarma anına kadar doğmuş olan bazı haklarını kullanmaya devam edebilir. Örneğin, çıkarılmadan önceki döneme ait ödenmemiş kar payları varsa bunları talep edebilir. Ayrıca, şirket sözleşmesinde ortaklık sıfatının sona ermesinden sonra da devam edecek şekilde belirlenmiş yükümlülükler varsa, bunlar varlığını sürdürür. Rekabet etmeme yükümlülüğü veya gizlilik yükümlülüğü bu kapsamda değerlendirilebilir.

Yargıtay Uygulaması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, ortaklıktan çıkarma konusunda istikrarlı bir içtihat oluşturmuştur. Özellikle haklı sebebin tespiti ve ayrılma akçesinin hesaplanması konularında verdiği kararlar uygulama açısından yol gösterici niteliktedir.

Bir kararında Yargıtay, davalının şirket ortaklığından çıkarılma talebinin yerinde görüldüğü, ancak ayrılma akçesi ile ilgili değerlendirme yapılmadan karar verilmesinin eksiklik olduğunu belirtmiş ve kararı bu nedenle onamıştır. Bu karar, çıkarma davalarında mahkemenin ayrılma akçesini de göz önünde bulundurması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, haklı sebep kavramı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren ve dürüstlük kuralına göre ortaklık ilişkisinin sürdürülmesinin ortaktan beklenemeyeceği haller haklı sebep olarak kabul edilir. Bu değerlendirmede nesnel ve objektif ölçütler kullanılmalıdır.

Ortaklıktan çıkarma müessesesi, limited şirketlerin esnek yapısını koruyan ve ortaklar arası güven ilişkisinin bozulması durumunda çözüm sunan önemli bir araçtır. Hem şirket sözleşmesine dayalı çıkarma hem de haklı sebebe dayalı mahkeme yoluyla çıkarma imkanı, farklı durumlara uygun alternatifler sunmaktadır. Ancak bu hakkın kullanımında usul ve şartlara titizlikle uyulması, hem şirketin hem de ortakların haklarının korunması açısından hayati önem taşımaktadır.

 

Bu konuda daha fazla yardım veya danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Anasayfa Makaleler Şirketler Hukuku Limited Şirkette Ortaklıktan Çıkarma ve Ayrılma Akçesi
Anasayfa Makaleler Şirketler Hukuku Limited Şirkette Ortaklıktan Çıkarma ve Ayrılma Akçesi