Anonim Şirketlerde Avukat Bulundurma Zorunluluğu
Türk Ticaret Hukuku’nda anonim şirketler, yapıları ve sermaye büyüklükleri nedeniyle pek çok yasal yükümlülüğe tabidir. Bu yükümlülüklerden biri de belirli bir sermaye seviyesine ulaşan anonim şirketlerin bünyesinde sözleşmeli bir avukat bulundurması gerekliliğidir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen bu zorunluluk, şirketlerin hukuki işlemlerini profesyonel bir şekilde yürütmelerini ve olası hak kayıplarının önüne geçmelerini amaçlamaktadır.
Yasal Düzenlemenin Kapsamı ve Sermaye Kriteri
Avukatlık Kanunu’nun 35/3 uyarınca: “Türk Ticaret Kanunu’nun 272. maddesinde öngörülen esas sermaye miktarının beş katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadır.” Bu madde eski 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na atıfta bulunmakla birlikte, günümüzde yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 332. maddesi aynı konuyu düzenlemektedir.
25 Kasım 2023 tarihli ve 7887 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile anonim şirketlerde asgari sermaye tutarı 50.000 TL’den 250.000 TL’ye yükseltilmiştir. Bu değişiklik doğrudan avukat bulundurma zorunluluğunu da etkilemiştir. Zira Avukatlık Kanunu’nda belirtilen kriter, asgari sermayenin beş katı veya daha fazla sermaye olduğundan, 2025 yılı itibarıyla esas sermayesi 1.250.000 TL ve üzerinde olan anonim şirketler sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadır.
Bu zorunluluk yalnızca esas sermaye sistemine tabi anonim şirketleri kapsamaktadır. Sermaye Piyasası Kanunu’na göre kurulan, kayıtlı sermaye veya değişken sermaye sistemine sahip şirketler bu yükümlülüğün dışında tutulmuştur. Ayrıca üye sayısı 100’ü aşan yapı kooperatifleri de aynı hüküm gereğince avukat bulundurmakla yükümlüdür.
Sözleşmeli Avukat Kavramı ve Niteliği
Avukat bulundurma yükümlülüğünden kasıt, şirketin bir avukatı işçi statüsünde çalıştırması değil, bağımsız bir avukatla avukatlık sözleşmesi yapmasıdır. Dolayısıyla şirket bünyesinde zaten bir şirket avukatı istihdam edilmiş olsa bile, bu durum yasal yükümlülüğü yerine getirmiş sayılmaz. Çünkü şirket avukatı ile kurulan ilişki bir iş sözleşmesi niteliğindedir ve Avukatlık Kanunu’nun aradığı şart olan avukatlık sözleşmesinden farklıdır.
Sözleşmeli avukat, Türkiye’nin herhangi bir barosuna kayıtlı serbest bir avukat veya avukatlık bürosu olabilir. Önemli olan, avukatın bağımsız meslek mensubu sıfatıyla şirkete hukuki danışmanlık hizmeti sunmasıdır. Avukatlık Kanunu Yönetmeliği’nin 73/A maddesi uyarınca yapılacak sözleşmenin yazılı şekilde düzenlenmesi zorunludur. Sözleşme üç nüsha halinde hazırlanmalı ve bir nüshası avukat tarafından kayıtlı olduğu baroya bildirilmelidir.
Sözleşmede hizmetin kapsamı, danışmanlık süresi, ücret ödeme şekli ve fesih şartları açıkça belirtilmelidir. Şirket, sözleşmeli avukata her ay en az Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne uygun bir ücret ödemekle yükümlüdür. Avukat ise aldığı ücret karşılığında serbest meslek makbuzu düzenler ve bu belgeleri yıl sonunda baroya ibraz eder. Bu düzenleme hem şirket hem de avukat açısından hukuki güvence sağlar ve tüm ticari işlemlerin mesleki etik çerçevesinde yürütülmesini temin eder.
Yükümlülüğe Aykırılığın Yaptırımı
Avukat bulundurma zorunluluğuna uymayan anonim şirketlere Cumhuriyet Savcılığı tarafından idari para cezası verilir. İlgili düzenleme şöyledir: “Bu fıkra hükmüne aykırı davranan kuruluşlara Cumhuriyet savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan on altı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan asgari ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idari para cezası verilir.”
Bu hükme göre şirket, avukat bulundurmadığı her ay için ayrı ayrı cezalandırılır. 2025 yılı brüt asgari ücreti 26.005,50 TL olduğundan, aylık uygulanacak idari para cezası 52.011 TL’dir.
Avukatlık Kanunu Yönetmeliği’nin 73/C maddesi uyarınca, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki baroların da bu yükümlülüğe aykırı davranan tüzel kişiler hakkında suç duyurusunda bulunma yetkisi mevcuttur. Dolayısıyla Cumhuriyet Savcılığı’nın resen harekete geçmesinin yanı sıra, barolar da ilgili aykırılığı tespit ettiklerinde suç duyurusunda bulunabilirler. Baro başkanlıkları bu konudaki çalışmaların sonuçlarını, sözleşmeye taraf olan avukatları da içeren bir rapor halinde her yıl sonunda Türkiye Barolar Birliğine bildirmektedir.
Limited Şirketler ve Diğer Şirket Türlerinin Durumu
Mevcut yasal düzenlemeler kapsamında limited şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu bulunmamaktadır. Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesi yalnızca belirli sermaye seviyesindeki anonim şirketler ve üye sayısı 100’ü aşan yapı kooperatifleri için bu yükümlülüğü getirmiştir. Dolayısıyla limited şirketler, kollektif ve komandit şirketler ile şahıs işletmeleri bu zorunluluğun kapsamı dışındadır.
Sermaye Artırımı ve Yükümlülüğün Başlangıcı
Anonim şirketlerde sermaye artırımı yapıldığında, avukat bulundurma zorunluluğunun ne zaman başlayacağı önem arz eder. Yasal düzenlemeye göre, şirketin sermayesi 1.250.000 TL seviyesine ulaştığı anda bu yükümlülük doğar. Sermaye artışının ticaret siciline tescil edildiği tarih, yükümlülüğün başlangıç tarihi olarak kabul edilir. Bu tarihten itibaren şirketin makul bir süre içerisinde bir avukatla sözleşme yapması beklenir.
Şirket yöneticilerinin, sermaye artırımı kararı alırken bu yükümlülüğü göz önünde bulundurması ve gerekli hazırlıkları önceden yapması önem taşır. Aksi takdirde, tescil tarihinden itibaren her ay için idari para cezası uygulanma riski oluşur. Bu nedenle sermaye artırımı ile eşzamanlı olarak avukat arayışına başlanması ve sözleşme sürecinin tamamlanması, hem yasal yükümlülüğün zamanında yerine getirilmesi hem de olası cezalardan kaçınılması açısından kritik öneme sahiptir.
Avukat Bulundurmanın Şirketlere Sağladığı Avantajlar
Avukat bulundurma zorunluluğu yalnızca bir yasal mecburiyet olmanın ötesinde, şirketlere somut faydalar sağlayan bir düzenlemedir. Her şeyden önce, şirketlerin günlük ticari faaliyetlerinde karşılaştıkları hukuki sorunlara anında çözüm bulabilmeleri mümkün hale gelir. Sözleşme hazırlama, değerlendirme ve müzakere süreçlerinde profesyonel destek almak, şirketin hak kayıplarına uğramasını önler.
Vergi hukuku, iş hukuku, ticaret hukuku gibi farklı alanlarda ortaya çıkan sorunlarda danışmanlık almak, şirketin mevzuata uygun hareket etmesini sağlar. Dava ve icra süreçlerinde zaman kaybı yaşanmaz, hukuki prosedürler zamanında ve doğru şekilde yerine getirilir. Ayrıca düzenli hukuki danışmanlık, şirketin ileride karşılaşabileceği riskleri önceden tespit ederek önlem alınmasına imkan tanır.
Avukat Bulundurma Zorunluluğu konusunda daha fazla yardım veya danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz.