Bize Ulaşın +90 537 430 75 73

Mirasın Gerçek Reddi: Şartları, Süresi, İptali

Mirasın gerçek reddi, kanuni veya atanmış mirasçıların kendi iradesiyle, belirli şartlara uyarak mirası kabul etmemek hususundaki niyetlerini sözlü veya yazılı olarak beyanda bulunarak mirasın reddedilmesidir. Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesinin birinci fıkrası gereğince yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.

Mirasın gerçek reddinde mirasçının açık bir irade beyanı aranır. Bu beyanın miras bırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesine yapılması gerekmektedir. Mirasın reddine ilişkin beyan bozucu yenilik doğurucu niteliktedir ve ayırt etme gücüne sahip ve ergin mirasçılar, şartlara uygun bir şekilde reddi miras beyanında bulunabilirler.

Mirasın Gerçek Reddinin Hukuki Niteliği

Mirasın reddi, mirasçıya mirasçılık sıfatını kabul etmeme imkânını veren bir yoldur. Red, ya mirasçının iradesinden kaynaklanır ya da kanunun getirdiği bir karineden kaynaklanacaktır. Mirasçının iradesinden kaynaklanan durumda mirasın gerçek reddinden bahsedilir.

Mirasın reddi hakkına yasal ve atanmış mirasçılar sahiptir. Mirasın reddi ancak mirasın intikalinden sonra mümkündür. Miras bırakanın ölümü üzerine miras kendiliğinden mirasçılara geçeceğinden ancak bundan sonra miras reddedilebilir. Miras bırakan ölmeden red hakkı doğmaz. Miras bırakan ölmeden önce ancak mirastan feragat sözleşmesi yapılması ya da miras hakkının temliki mümkündür.

Mirasın gerçek reddinde mirasçının fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Çünkü ret beyanıyla birlikte tereke borçlarından sorumluluktan kurtulurken aynı zamanda mirasçı olma hakkı da ortadan kalkar. Ret beyanı özel yetkiye sahip temsilci tarafından da kullanılabilir.

Mirasın Gerçek Reddinin Şartları

Türk Medeni Kanunu’nun 609. maddesi uyarınca mirasın reddedilebilmesi için beyanın sözlü veya yazılı olarak, yasal veya atanmış mirasçılar tarafından, kayıtsız ve şartsız olarak yapılması gerekmektedir. Bu şartların tamamının gerçekleşmesi halinde mirasın gerçek reddi mümkün olur.

Mirasın reddi kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Mirasçı, mirasın bir kısmını kabul edip bir kısmını reddedemez. Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir hükmü gereğince, mirasçının herhangi bir şart ileri sürmeden tüm terekeyi reddetmesi gerekmektedir. Aksi taktirde kayda ve şarta bağlanmış ret beyanı geçersiz olacağından mirasçı mirası kazanır.

Ret beyanının bozucu yenilik doğuran beyan olarak yetkili sulh mahkemesine sözlü veya yazılı olarak yapıldığı andan itibaren hüküm ve sonuçlarını doğurur. Beyan, mahkeme tarafından tutanağa geçirilmemiş ya da özel kütüğe kaydedilmemiş olsa da, ret beyanı geçerliliğini korur. Ret beyanı varması gerekli tek taraflı irade açıklamasıdır ve geçerliliği ne sulh mahkemesinin ne de diğer mirasçıların veya tereke alacaklılarının kabulüne bağlıdır.

Mirasın Gerçek Reddinde Süre

Mirasın gerçek reddi için Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesi uyarınca üç aylık hak düşürücü süre öngörülmüştür. Miras üç ay içinde reddolunabilir ve bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri, vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.

Yasal mirasçılar için kural olarak üç aylık mirasın reddi süresi miras bırakanın ölümünü öğrendikleri anda başlar. Eğer mirasçılık sıfatı daha sonradan öğrenilmiş ise üç aylık süre öğrenme tarihinden itibaren başlar. Yasal mirasçının ölüme bağlı tasarruf ile miras dışında bırakılmış olması halinde ret süresi ölüme bağlı tasarrufun iptal edildiğinin mirasçı tarafından öğrenildiği anda başlar.

Vasiyetname ve miras sözleşmesi ile atanmış mirasçılar bakımından ret süresi üç aydır. Bu süre mirasçı olduklarını Sulh Hukuk Mahkemesinin vasiyetnameyi resmi olarak açması ve taraflara tebliğ etmesi ile başlar. Miras sözleşmesi ile atanan mirasçılar için bu süre yasal mirasçılarla aynı şekilde işler.

Koruma önlemi olarak terekenin yazımı halinde mirası ret süresi yasal ve atanmış mirasçılar için yazım işleminin Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından kendilerine bildirilmesi ile başlar. Ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun 615. maddesi hükmü gereğince önemli sebeplerin varlığı halinde sulh hakimi tarafından ret süresinin uzatılmasına veya yeni bir süre tanınmasına karar verilebilir.

Mirasın Gerçek Reddinde Usul

Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Sulh hâkimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder. Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir.

Mirasın reddi davasında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemeleri, yetkili mahkeme ise miras bırakanın yerleşim yeri mahkemeleridir. Yetkili mahkemenin miras bırakanın yerleşim yeri olmasının dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 576. maddesinde düzenlenmiştir. “Miras, malvarlığının tamamı için miras bırakanın yerleşim yerinde açılır.” Bu maddenin yorumuyla mirasın açıldığı yer, ret beyanı için görevli mahkemeyi belirler.

Mirasın gerçek reddi davasında hasım söz konusu değildir. Davalı bir taraf olmadığı için, mirasın reddi davası hasımsız olarak açılır. Mirasın gerçek reddi davası, murisin son yerleşim yerinde yer alan sulh hukuk mahkemesinde açılmalıdır.

Ret Beyanının Vekil Aracılığıyla Yapılması

Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması zorunludur. “Mirasçının mirası reddetmesi halinde, sulh hakimince düzenlenecek bir tutanakla reddeden mirasçının açık kimliği belirlenir ve ret beyanı mirası reddedene veya istem, bu konuda yetkisi olan vekil tarafından yapılmış ise vekiline imza ettirilip, hakim ve zabıt katibince imzalanır. Vekilin vekaletnamesi bu tutanağa eklenir.”

Vekil tarafından yapılacak mirasın reddi istemi için, vekilin vekaletnamesinde özel yetki bulunması gerekmektedir. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da mirasın reddi davasının avukat yardımıyla yürütülmesi için noterden alınacak vekaletnamede avukata özel yetki verilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Mirasçının Ehliyeti Açısından Ret Beyanı

Tam ehliyetsizlerin ret beyanı yasal temsilci tarafından yapılır. Sınırlı ehliyetsizlerde yasal temsilcinin onayı ile ya kendisi ya da yasal temsilcisi doğrudan ret beyanında bulunabilir. Yasal danışman atanmış sınırlı ehliyetlilerin ret beyanının tam ehliyetlilerdeki gibi geçerli olduğu kabul edilmektedir.

Vesayet altındakiler için vasinin beyanının yanında sulh veya asliye hukuk mahkemelerinin izni de gerekir. Mal ortaklığı rejiminde eşlerden biri diğerinin rızası olmadan ortaklık mallarına girecek bir malı reddedemez ve tereke borca batık ise bunu kabul edemez.

Mirasçı kendisi ve velayeti altındaki çocuğu için mirasın reddi için mahkemeye başvurursa, Türk Medeni Kanunu’nun 426/2. maddesi gereği bir işte yasal temsilci ile küçüğün ya da kısıtlının menfaati çatışırsa, vesayet makamının ilgilisinin veya resen temsil kayyımı ataması gerekir. Mahkemenin çocuklara kayyım atayarak, kayyımdan çocuklar adına mirasın gerçek reddi yönünde beyan alması ve bu şekilde işlem yapması gerekir.

Ret Hakkının Düşmesi

Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur. Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez.

Zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebri icra takibi yapılması, ret hakkını ortadan kaldırmaz. Buradaki amaç terekenin menfaatini korumak olduğu için mirasçı tereke işlerine karışmış olsa da ret hakkı düşmez.

Sosyal güvenlik kurumunca dul veya yetim maaşı verilmesi tereke işlerine karışmak olarak değerlendirilemez. Dul veya yetim maaşı almak ret hakkının düşmesine yol açmaz. Yargıtay, destekten yoksun kalma tazminatının mirasçılık sıfatından bağımsız bir nitelik taşıdığını, mirasın reddedilmiş olmasının bu tazminatın talep edilmesine engel olmadığını belirtmiştir.

Mirasın Gerçek Reddinin Sonuçları

Mirasın reddi mirasçılık sıfatını geçmişe etkili olarak sona erdirir. Miras, mirası reddetmiş olan mirasçı miras bırakadan önce ölmüş gibi paylaştırılır. Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer. Mirası reddedenin altsoyu varsa miras payı onlara geçer, yoksa bu durumda onunla aynı zümrede mirasçı olanların miras payı artar.

Atanmış mirasçılardan biri reddederse payı, miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, miras bırakanın en yakın yasal mirasçılarına kalır. Sadece atanmış mirasçıların hepsi mirası reddederse onların payı terekeye geri döner ve bundan yasal mirasçılar yararlanır.

En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir. Altsoyun tamamının mirası reddetmesi halinde, bunların payı sağ kalan eşe geçer ve eş tek başına mirasçı olur.

Sonra Gelen Mirasçılar Lehine Mirasın Reddi

Türk Medeni Kanunu’nun 614. maddesi uyarınca mirasçılar, mirası reddederken, kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler. Bu takdirde ret, sulh hâkimi tarafından daha sonra gelen mirasçılara bildirilir ve bunlar bir ay içinde mirası kabul etmezlerse reddetmiş sayılırlar.

Bunun üzerine miras, iflas hükümlerine göre tasfiye edilir ve tasfiye sonunda arta kalan değerler, önce gelen mirasçılara verilir. Bu halde mirası reddeden mirasçı kendisinden sonra gelen mirasçı ya da mirasçıların, kabul ya da ret için davet edilmeleri şartıyla mirası reddeder.

Ret Hakkının Mirasçılara Geçmesi

Mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkı kendi mirasçılarına geçer. Bu mirasçılar için ret süresi, kendilerinin mirasbırakanına mirasın geçtiğini öğrendikleri tarihten başlar. Ancak bu süre, kendilerinin mirasbırakanından geçen mirasın reddi için mirasçıya tanınan süre dolmadıkça sona ermez.

Ret sonucunda miras daha önce mirasçı olmayanlara geçerse, bunlar için ret süresi, önceki mirasçılar tarafından mirasın reddedildiğini öğrendikleri tarihten işlemeye başlar. Bu durumda ölen mirasçının yerine geçen mirasçının iki ret hakkı doğar. Bu mirasçı hem kendi miras bırakanının kendisine bıraktığı mirası ret hakkına sahiptir, hem de kendi miras bırakanına onun miras bırakanından kalan mirası ret hakkına sahiptir.

Ret Beyanının Geri Alınması ve İptali

Kural olarak miras reddedildikten sonra bundan dönmek mümkün değildir. Ancak Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde yanılma, aldatma, korkutma sonucu mirasçının ret beyanında bulunması halinde yapılan ret işlemi için iptal talebinde bulunulabilir. Mirasçı ret beyanının iptalini dava yolu ile ileri sürecektir.

Ret beyanının geri alınması, mirasçıların tamamının muvafakatiyle veya açılacak olan reddin iptali davasının kabulü halinde mümkündür. Mirasın gerçek reddi beyanı mahkemeye ulaştıktan sonra ret beyanından, ancak mirasçıların tamamının muvafakatiyle veya açılacak olan reddin iptali davasının kabulü halinde dönülebilir.

İradelerinin fesada uğratılması sonucu mirasın reddedildiği iddia edilmiş ise, hileli davranışlarla mirasçıların mirası reddetmelerine neden olunduğu mahkemece dinlenen tanık beyanları ile net ve kesin olarak kanıtlanmalıdır. Mirasçılardan biri mirasın reddinin iptalini kabul etmediğinden tüm mirasçıların mirasın reddinin iptalini kabul ettiği söylenemiyorsa, davanın reddi gerekmektedir.


Bu konuda daha fazla yardım veya danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Anasayfa Makaleler Miras Hukuku Mirasın Gerçek Reddi: Şartları, Süresi, İptali
Anasayfa Makaleler Miras Hukuku Mirasın Gerçek Reddi: Şartları, Süresi, İptali