Zorunlu ve İhtiyari Arabuluculuk
Türk hukuk sisteminde uyuşmazlıkların çözümünde mahkeme yoluna alternatif olarak arabuluculuk müessesesi giderek daha fazla önem kazanmaktadır. 2012 yılında yürürlüğe giren 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile sistemimize dahil edilen bu kurum, tarafların uyuşmazlıklarını daha hızlı, ekonomik ve barışçıl bir şekilde çözmelerine olanak tanımaktadır. Arabuluculuk, esasen tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin aracılığıyla tarafların kendi çözümlerini üretmelerini sağlayan bir yöntemdir. Ancak bu genel tanımın altında iki farklı uygulama biçimi bulunmaktadır: zorunlu arabuluculuk ve ihtiyari arabuluculuk.
Arabuluculuğun Temel Nitelikleri
Arabuluculuk kavramını tam olarak anlamak için öncelikle bu müessesenin temel özelliklerini kavramak gerekmektedir. Arabulucu, sistematik teknikler uygulayarak tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını sağlayan ve aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren kişidir. Bu kişinin en önemli özellikleri tarafsızlık, bağımsızlık ve uzmanlık eğitimi almış olmasıdır. Arabulucu, tarafların çözüm üretememesi halinde kendisi de çözüm önerisi sunabilir, ancak temel yaklaşım tarafların kendi çözümlerini kendilerinin bulmasını sağlamaktır.
Arabuluculuk yalnızca tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanabilir. Bu sınırlama, kamusal nitelikli veya kamu düzenini yakından ilgilendiren konularda arabuluculuğa gidilemeyeceği anlamına gelmektedir. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar da dahil olmak üzere, tarafların iradelerine bağlı olarak çözümlenebilecek her türlü özel hukuk sorunu arabuluculuğa konu olabilir.
Zorunlu Arabuluculuk: Dava Şartı Olarak Arabuluculuk
Zorunlu arabuluculuk, adından da anlaşılacağı üzere belirli uyuşmazlık türlerinde mahkemeye başvurmadan önce mutlaka tüketilmesi gereken bir yoldur. Kanun koyucu, bazı uyuşmazlık türlerinde mahkemelerin iş yükünün azaltılması ve tarafların dostane çözüm bulma şanslarının artırılması amacıyla arabuluculuğu zorunlu bir dava şartı olarak düzenlemiştir. Bu durumda taraflar, arabuluculuğa başvurup başvurmamakta serbest değildir; aksine mahkemeye gitmeden önce bu yolu denemek zorundadırlar.
Zorunlu arabuluculuğa başvurulmadan açılan davalar, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. Bu ret kararı, davanın esasına girilmeden, yani uyuşmazlığın hakikaten incelenmeden verilir. Taraflar arabuluculuk sürecini tamamladıktan ve anlaşamadıklarına dair son tutanak düzenlendikten sonra ancak mahkemeye başvurabilirler. Bu son tutanak, dava dilekçesine eklenmesi gereken zorunlu bir belgedir.
İş Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk
İş hukuku alanında zorunlu arabuluculuk 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren uygulanmaya başlamıştır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu kapsamda kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, maaş alacakları gibi işçilik alacaklarının tamamı zorunlu arabuluculuk kapsamına girmektedir.
İşe iade davaları da zorunlu arabuluculuğa tabidir. İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde İş Mahkemeleri Kanunu hükümlerine göre arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması halinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Bu sürelere uyulmaması hak kaybına yol açacağından, işçilerin dikkatli davranması gerekmektedir.
Önemle belirtmek gerekir ki, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepleri ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları zorunlu arabuluculuğa tabi değildir. Bu tür davalar doğrudan iş mahkemesinde açılabilir. İş hukukunda arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırmak zorundadır. Bu süre zorunlu hallerde en fazla bir hafta uzatılabilir.
Ticari Uyuşmazlıklarda Zorunlu Arabuluculuk
Ticaret hukuku alanında zorunlu arabuluculuk, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesiyle düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile kanunda ticari olarak sayılan davalarda, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Dikkat edilmesi gereken husus, bu düzenlemenin yalnızca konusu para ile ölçülebilen ticari uyuşmazlıkları kapsamasıdır.
Ticari uyuşmazlıklarda arabulucu, iş hukukundan farklı olarak daha uzun bir süreye sahiptir. Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırmalıdır. Bu süre zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir. Ticari hayatın dinamikleri ve uyuşmazlıkların karmaşıklığı göz önüne alındığında, bu sürenin iş hukukuna göre daha uzun tutulması anlaşılabilir bir tercihtir.
Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, davanın konusunun birden fazla olması ve bunlardan bir kısmının para alacağına, bir kısmının ise para ile ölçülemeyen taleplere ilişkin olması durumunda, aralarında bağlantı bulunan ve talep yığılmasının söz konusu olduğu davalar ticari arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulabilir. Anayasa’ya göre uyuşmazlık çözümünde asıl olan mahkeme yargısı olduğundan, karma nitelikli davaların bir bütün halinde mahkemede görülmesi uygun bulunmaktadır.
Tüketici Uyuşmazlıklarında Zorunlu Arabuluculuk
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 73/A maddesi, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı olarak düzenlemiştir. Ancak bu genel kuralın bazı istisnaları bulunmaktadır. Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar, tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar, kanunun 73. maddesinin altıncı fıkrasında ve 74. maddesinde belirtilen davalar ile tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar bakımından arabuluculuğa başvuru şartı aranmamaktadır.
Tüketici uyuşmazlıklarında dikkat çeken özel bir düzenleme ücret konusundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya tarafların anlaşmaları ya da anlaşamamaları halinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Bu düzenleme, ekonomik açıdan güçsüz durumda olabilecek tüketicilerin arabuluculuk sürecine erişimini kolaylaştırmayı amaçlamaktadır. Tüketici uyuşmazlıklarında da arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırmak zorundadır.
Gayrimenkul Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk
1 Eylül 2023 tarihinden itibaren gayrimenkul hukukuna ilişkin bazı uyuşmazlıklarda da zorunlu arabuluculuk uygulaması başlamıştır. Kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunludur. Bu düzenleme, yıllardır mahkemelerin en yoğun iş yükünü oluşturan kira davalarının sayısını azaltmayı hedeflemektedir.
Taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar da zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmıştır. Ortaklığın giderilmesi davalarında elbirliği ile mülkiyet halinde mecburi dava arkadaşlığı bulunduğundan, tarafların ihtiyari olarak arabuluculuğa başvurusunda ortak iradeleri ve beraber hareket etmeleri gerekmektedir. Paylı mülkiyet halinde ise ihtiyari dava arkadaşlığı olduğundan, ortaklığın giderilmesinde arabuluculuk sürecine taraflar birlikte veya ayrı ayrı dahil olabilirler.
Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan kaynaklanan uyuşmazlıklar ile komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar da 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren zorunlu arabuluculuğa tabi hale gelmiştir. Bu düzenleme, özellikle apartman sakinleri arasındaki anlaşmazlıklar ve komşuluk ilişkilerinden doğan sorunların daha barışçıl yollarla çözülmesini teşvik etmektedir.
Zorunlu Arabuluculukta Başvuru Süreci
Zorunlu arabuluculukta başvuru, arabuluculuk bürolarına yapılır. Taraflardan biri arabuluculuk başvuru formunu doldurarak büroya teslim eder. Büro, Arabuluculuk Daire Başkanlığı siciline kayıtlı arabulucular arasından puan sistemine göre bir arabulucu görevlendirir. Ancak tarafların başvuru sırasında bir arabulucu üzerinde anlaşmaları da mümkündür. Seçilen arabulucunun mutlaka sicile kayıtlı olması gerekmektedir.
Arabulucu görevlendirildiğinde, tarafları telefonla veya posta yoluyla arabuluculuk toplantısına davet eder. İlk toplantıya katılım, zorunlu arabuluculukta özel bir öneme sahiptir. Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda, toplantıya katılmayan taraf son tutanakta belirtilir. Bu taraf, daha sonra açılacak davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur ve lehine vekalet ücretine hükmedilemez. Bu yaptırım, tarafları arabuluculuk sürecine ciddiyetle katılmaya teşvik etmektedir.
İhtiyari Arabuluculuk
İhtiyari arabuluculuk, zorunlu arabuluculuktan temel bir farkla ayrılır: tarafların arabulucuya başvurma konusunda hiçbir yasal zorunluluğu yoktur. Taraflar, üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıklarında ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurmayı özgürce tercih edebilirler. Bu tercih, dava açılmadan önce yapılabileceği gibi, dava açıldıktan sonra yargılama sırasında da yapılabilir.
İhtiyari arabuluculuğun en önemli özelliği, sürecin başından sonuna kadar taraf iradelerine dayanmasıdır. Taraflar arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda tamamen serbesttirler. Hiç kimse ihtiyari arabuluculuk sürecine katılmaya veya sürdürmeye zorlanamaz. Bu gönüllülük ilkesi, arabuluculuğun temel felsefesini oluşturmaktadır.
İhtiyari Arabuluculuğa Elverişli Uyuşmazlıklar
İhtiyari arabuluculuk yoluyla çözülebilecek uyuşmazlıkların kapsamı oldukça geniştir. Kural olarak ticaret hukuku ve sigorta hukukuna ilişkin her türlü iş ve dava ihtiyari arabuluculuğa elverişlidir. Maddi ve manevi tazminat davaları, miras hukukundan kaynaklanan saklı pay nedeniyle tenkis davası, muris muvazaası gibi uyuşmazlıklar ihtiyari arabuluculukla çözümlenebilir. Boşanma davası kesinleşmişse boşanmada maddi ve manevi tazminat talepleri, katkı veya katılma alacağına dair talepler de bu kapsamdadır.
Gayrimenkul hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda da ihtiyari arabuluculuk mümkündür. Vekalet görevinin kötüye kullanılması, muris muvazaası nedeniyle açılan davalar, usulsüz tasarruf nedeniyle tapu iptal ve tescil davası, gayrimenkule yapılan müdahalenin önlenmesi davası, işgal tazminatı davası, önalım davası gibi birçok uyuşmazlık ihtiyari arabuluculukla ele alınabilir. Kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile ilgili uyuşmazlıklar da bu kapsamdadır.
Ancak bazı uyuşmazlıklar ne ihtiyari ne de zorunlu arabuluculuğa elverişlidir. Ceza davaları, nüfus kaydının düzeltilmesi veya değiştirilmesi davaları, çocuğun velayeti, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculukla çözümlenemez. İdari yargının yetkisine giren davalar, vergi hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar ve hizmet veya iş kazasının tespiti gibi tespit davaları da arabuluculuk dışındadır. Bu sınırlamalar, kamu düzenini ve üçüncü kişilerin haklarını korumaya yöneliktir.
İhtiyari Arabuluculukta Başvuru Süreci ve Süreler
İhtiyari arabuluculuğa başvuru konusunda katı bir süre sınırlaması bulunmamaktadır. Taraflar dava açılmadan önce veya dava açıldıktan sonra arabulucuya başvurma konusunda anlaşabilirler. Mahkeme de tarafları arabulucuya başvurmak konusunda aydınlatabilir ve teşvik edebilir. Uyuşmazlığın taraflarından biri, karşı tarafa arabulucuya başvurma konusunda teklifte bulunabilir. Aksi kararlaştırılmadıkça, bu teklif otuz gün içinde olumlu cevaplanmazsa reddedilmiş sayılır.
Dava açıldıktan sonra tarafların birlikte arabulucuya başvuracaklarını beyan etmeleri halinde, yargılama mahkeme tarafından üç ayı geçmemek üzere ertelenir. Bu süre, tarafların birlikte başvurusu üzerine üç aya kadar daha uzatılabilir. Bu sürenin sonunda tarafların anlaşmaması veya arabuluculuk sürecinde taraflardan birinin katılım sağlamaması halinde, mahkeme yargılamaya devam eder. Bu düzenleme, dava sürecinin tamamen durmasını değil, geçici olarak ertelenmesini sağlamaktadır.
Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz. Bu önemli bir güvencedir, çünkü taraflar arabuluculuk sürecine katıldıkları için hak kaybına uğramazlar. Arabuluculuk başarısız olsa bile, taraflar haklarını mahkemede aramak için gerekli süreleri kaybetmemiş olurlar. Bu düzenleme, tarafları arabuluculuk yolunu denemeye cesaretlendiren faktörlerden biridir.
İhtiyari Arabuluculukta Arabulucu Seçimi
İhtiyari arabuluculukta arabulucu seçimi, zorunlu arabuluculuktan farklı olarak tamamen tarafların tercihine bırakılmıştır. Taraflar, Arabuluculuk Daire Başkanlığı siciline kayıtlı herhangi bir arabulucuyu seçebilirler. Arabulucunun uzmanlık alanı, deneyimi, uyuşmazlık konusundaki bilgisi gibi kriterler seçimde dikkate alınabilir. Taraflar bir arabulucu üzerinde anlaşamazlarsa, arabuluculuk bürosuna veya mahkemeye başvurarak bir arabulucu atanmasını isteyebilirler.
Arabulucunun tarafsızlığı ve bağımsızlığı, hem zorunlu hem de ihtiyari arabuluculukta vazgeçilmez bir ilkedir. Arabulucu, tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektirecek önemli hal ve şartların varlığı halinde tarafları bilgilendirmekle yükümlüdür. Bu bilgilendirmeye rağmen taraflar, arabulucudan birlikte talep ederlerse, arabulucu görevi üstlenebilir veya üstlenmiş olduğu görevi sürdürebilir. Arabulucu, arabuluculuk sıfatıyla görev yaptığı uyuşmazlıkla ilgili olarak açılan davada, daha sonra taraflardan birinin avukatı olarak görev üstlenemez.
Arabuluculuk Sürecinin Temel İlkeleri
Hem zorunlu hem de ihtiyari arabuluculukta geçerli olan bazı temel ilkeler bulunmaktadır. Bu ilkeler, arabuluculuğun sağlıklı işlemesini ve tarafların haklarının korunmasını sağlamaktadır. İradi olma ve eşitlik, gizlilik ile beyan veya belgelerin kullanılamaması bu ilkelerin başında gelmektedir.
İradi olma ilkesi özellikle ihtiyari arabuluculukta ön plandadır, ancak zorunlu arabuluculukta da sürecin devamı ve sonuçlandırılması açısından geçerlidir. Taraflar arabuluculuk sürecini devam ettirmek veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler. Eşitlik ilkesi ise tarafların gerek arabulucuya başvururken gerekse tüm süreç boyunca eşit haklara sahip olduğunu garanti eder. Bir taraf diğerine göre ayrıcalıklı konuma getirilemez.
Gizlilik ilkesi, arabuluculuğun en önemli güvencelerinden biridir. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça arabulucu, arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde kendisine sunulan veya elde ettiği bilgi ve belgeler ile diğer kayıtları gizli tutmakla yükümlüdür. Taraflar ve görüşmelere katılan diğer kişiler de bu gizliliğe uymak zorundadırlar. Bu gizlilik, tarafların arabuluculuk sürecinde özgürce görüşlerini ifade etmelerini ve teklifler sunmalarını sağlar.
Arabuluculuk sürecinde yapılan beyan veya sunulan belgeler, daha sonra açılacak davalarda delil olarak kullanılamaz. Taraflar, arabulucu veya üçüncü bir kişi, uyuşmazlıkla ilgili dava açıldığında veya tahkim yoluna başvurulduğunda, arabuluculuk sürecindeki beyanları veya belgeleri delil olarak ileri süremezler. Bu kural, tarafların arabuluculukta kendilerini rahatça ifade etmelerini ve anlaşma şansını artıracak önerilerde bulunmalarını teşvik eder. Taraflar, arabuluculukta söyledikleri sözlerin veya sundukları belgelerin daha sonra aleyhlerine kullanılacağından endişe etmezler.
Arabuluculuk Anlaşmasının Hukuki Sonuçları
Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşması halinde, bu anlaşma bir tutanakla belgelenir. Anlaşma tutanağı taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatları ile arabulucu tarafından imzalanır. Bu belgenin hukuki değeri ve sonuçları, hem taraflar hem de hukuk sistemi açısından büyük önem taşımaktadır.
Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilir. Davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulmuşsa, davanın görüldüğü mahkemeden şerh talep edilir.
İcra edilebilirlik şerhini içeren anlaşma tutanağı ilam niteliğinde belge sayılır. Bu, anlaşmanın mahkeme kararı gibi icra edilebileceği anlamına gelir. İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi çekişmesiz yargı işidir ve inceleme dosya üzerinden yapılır. Ancak arabuluculuğa elverişli olan aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda inceleme duruşmalı olarak yapılır. Mahkemenin inceleme yetkisi, anlaşma içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı hususlarıyla sınırlıdır.
Önemli bir istisna olarak, kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu olmadığı hallerde taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır. Ticari uyuşmazlıklarda avukatlar ile arabulucunun imzaladığı anlaşma da aynı niteliktedir. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması halinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. Bu, anlaşmanın kesinlik taşıdığını ve tarafları bağladığını gösterir.
Arabuluculuk Ücretleri ve Masraflar
Arabulucu, arabuluculuk faaliyeti karşılığında ücret hakkına sahiptir. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça arabulucunun ücreti, faaliyetin sona erdiği tarihte yürürlükte bulunan Arabulucu Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenir. Ücret ve masraflar, aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit olarak karşılanır. Tarifenin aksine yapılan sözleşmelerin ücrete ilişkin hükümleri geçersizdir ve ücret konusunda asgari ücret tarifesi hükümleri uygulanır.
Konusu para olmayan veya para ile değerlendirilemeyen uyuşmazlıklarda saatlik ücretler uygulanırken, konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen uyuşmazlıklarda anlaşılan miktarın belirli yüzdeleri esas alınır.
Zorunlu arabuluculukta özel bir düzenleme bulunmaktadır. Taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları durumunda iki saatlik ücret tutarı Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. Tüketici uyuşmazlıklarında ise tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti her durumda Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır ve dava sonunda haksız çıkan tarafa yükletilir.
Arabulucu Olma Şartları ve Sicil Kaydı
Arabulucu olmak için belirli şartları taşımak gerekmektedir. Öncelikle Türk vatandaşı olmak ve mesleğinde en az beş yıllık kıdeme sahip hukuk fakültesi mezunu olmak zorunludur. Tam ehliyetli olmak, yani medeni hakları kullanma ehliyetine sahip bulunmak da aranan şartlar arasındadır. Belirli suçlardan mahkum olmamak, terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak gibi şartlar da mevcuttur.
Bu şartları taşıyan kişilerin arabulucu olabilmesi için arabuluculuk eğitimini tamamlamaları ve Adalet Bakanlığı tarafından yapılan yazılı sınavda başarılı olmaları gerekmektedir. Arabuluculuk eğitimi, temel hukuk bilgileri yanında iletişim teknikleri, müzakere ve uyuşmazlık çözüm yöntemleri, davranış psikolojisi gibi teorik ve pratik bilgileri içermektedir. Sınavı başarıyla geçen kişiler, Arabuluculuk Daire Başkanlığı’na yazılı başvuruda bulunarak sicile kaydolurlar.
Sicile kayıtlı arabulucular, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler. Bu listeler ilgili komisyon başkanlıklarına gönderilir. Arabulucular en fazla üç komisyonda listeye kaydolabilirler. Arabulucunun kanunda sayılan şartları taşımadığının tespit edilmesi veya yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde Arabuluculuk Daire Başkanlığı, arabulucunun sicilden kaydını silebilir.
Arabuluculuk Sürecinin Yürütülmesi
Arabulucu seçildikten sonra tarafları en kısa sürede ilk toplantıya davet eder. Taraflar, emredici hukuk kurallarına aykırı olmamak kaydıyla arabuluculuk usulünü serbestçe kararlaştırabilirler. Taraflarca usul kararlaştırılmamışsa arabulucu, uyuşmazlığın niteliğini, tarafların isteklerini ve uyuşmazlığın hızlı çözümlenmesi için gereken usul ve esasları göz önüne alarak arabuluculuk faaliyetini yürütür. Arabulucu, mahkeme tarafından yapılabilecek işlemleri yapamaz; örneğin tanık dinleme veya keşif yapma yetkisi yoktur.
Arabuluculuk sürecinde taraflar bizzat toplantılara katılabileceği gibi kanuni temsilcileri ve avukatları aracılığıyla da katılım sağlayabilirler. Uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayabilecek uzman kişiler de müzakerelerde hazır bulundurulabilir. Arabulucu, tarafların her biri ile ayrı ayrı görüşebileceği gibi birlikte de görüşebilir. Bu esneklik, arabulucunun farklı stratejiler kullanarak tarafları anlaşmaya yönlendirmesine olanak tanır.
Tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması halinde arabulucu çözüm önerisi getirebilir. Ancak bu öneri tarafları bağlamaz; taraflar öneriye uymak zorunda değildirler. Arabulucunun rolü, tarafları zorlamak değil, anlaşmalarını kolaylaştırmaktır. Arabulucu, tarafları arabuluculuğun esasları, süreci ve sonuçları hakkında aydınlatmakla da yükümlüdür. Bu bilgilendirme genellikle ilk toplantıda yapılır ve tarafların bilinçli kararlar vermesini sağlar.
Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen tutanak, faaliyetin nasıl sonuçlandığını gösterir. Tutanakta anlaşma sağlanıp sağlanmadığı, hangi konularda anlaşıldığı veya anlaşılamadığı belirtilir. Bu tutanak arabulucu, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanır. Tutanak imzalanmazsa sebebi belirtilmek suretiyle sadece arabulucu tarafından imzalanabilir. Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen tutanağa faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına taraflar karar verir.
Bu konuda daha fazla yardım veya danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz.