Bize Ulaşın +90 537 430 75 73

Miras Payının Devri: Temel Şartlar, Gerekli Evraklar, İptali

Miras payının devri, miras hukukunun en önemli ve uygulamada sıkça karşılaşılan konularından biridir. Mirasbırakanın ölümü üzerine mirasçılar arasında ortaya çıkan elbirliği mülkiyeti bazı durumlarda mirasçıların hareket alanını kısıtlayabilmektedir. Bu nedenle kanun koyucu, mirasçılara kendi paylarını devretme imkanı tanımıştır.

Miras payının devri, yasal veya atanmış mirasçıların kendilerine düşen miras payını başka bir kişiye geçirmesi işlemidir. Bu işlem gerçekleştiğinde mirasçılık sıfatı sona ermez, yalnızca pay üzerindeki birtakım haklardan feragat edilmiş olur. Türk Medeni Kanunu’nun 677. maddesi ve devamındaki hükümler bu konuyu düzenlemektedir.

Miras Payının Devrinde Temel Şartlar

Miras payının devri için öncelikle birden fazla mirasçının bulunması gerekir. Tek mirasçı varsa terekeye ait tüm taşınır ve taşınmaz mallar bu kişiye kaldığından miras payından söz edilemez. Bu durumda doğrudan malvarlığının devri söz konusu olur.

Devir işlemini yapacak kişinin mutlaka yasal veya atanmış mirasçı olması şarttır. Vasiyet alacaklısı konumundaki kişiler mirasçılar kadar geniş yetkilere sahip olmadığından pay devir işlemi gerçekleştiremezler. Bunlar yalnızca alacak hakkına sahiptirler.

Mirasın Açılmasından Sonra Devir

Mirasbırakanın ölümü ile miras açılır ve mirasçılar tereke üzerinde elbirliği mülkiyeti ile hak sahibi olurlar. Elbirliği mülkiyetinin doğası gereği, tereke malları üzerinde tasarrufta bulunabilmek için tüm mirasçıların oybirliğiyle hareket etmesi gerekir. Ancak mirasın açılmasından paylaştırılmasına kadar geçen süre uzun olabileceğinden, kanun koyucu bu zorluğu hafifletmek için miras payının devri hükümlerini düzenlemiştir.

Miras payı devri sözleşmesinin şekil şartları, devralanın kim olduğuna göre değişmektedir. Devralanın mirasçı olması durumunda sözleşme adi yazılı şekilde düzenlenebilir. Tarafların imzasının bulunması yeterlidir. Miras payının bedelsiz devredilmesi halinde sadece devredenin imzası yeterli olacaktır.

Türk Medeni Kanunu’nun 677. maddesinde miras payı devri sözleşmesi için özel bir şekil şartı öngörüldüğünden, bu hüküm taşınmaz devrine ilişkin genel hükümlerden öncelikli uygulama alanı bulur. Dolayısıyla taşınmaz devrine ilişkin şekil şartları miras payı devir sözleşmesi açısından aranmaz.

Miras payının üçüncü bir kişiye devredilmesi durumunda ise Türk Medeni Kanunu’nun 677/2. maddesindeki düzenleme gereği resmi şekil şartı aranır. “Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Sözleşme bu kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; sadece paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkını sağlar.” Buna göre noter tarafından düzenlenmeyen sözleşme geçersiz sayılır. Üçüncü kişi bu devir sonucunda mirasçı sıfatını kazanamaz, yalnızca miras payının isteme hakkına sahip olur.

Mirasın Açılmasından Önce Devir

Mirasbırakanın henüz hayatta olduğu sırada yapılan miras payı devri sözleşmesinin farklı şartları bulunmaktadır. Bu durumda henüz miras açılmadığından mirasçılar değil muhtemel mirasçılar söz konusudur. Sözleşmenin mirasbırakanın yaşadığı sırada düzenlenmesi bazı riskler taşımaktadır.

Mirasın açılmasından önce miras payı devri sözleşmesinin düzenlenmesi konusunda Türk Medeni Kanunu’nda doğrudan bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle mirasın açılmasından sonra miras payı devir sözleşmesine ilişkin TMK 677. hükümleri kıyasen uygulanır. Yani şekil şartları aynen geçerlidir.

En önemli fark, mirasbırakanın devir sözleşmesine katılması veya onay vermesi şartının aranmasıdır. Mirasbırakan henüz hayatta olduğundan sözleşmenin kurulma aşamasında bulunması gerekir. Sözleşme düzenlendiği sırada orada bulunmuyorsa bu sözleşmeye onay vermesi şarttır. Aksi halde sözleşme geçersiz sayılır.

Mirasbırakanın katılması veya onay vermesi konusunda herhangi bir şekil şartı öngörülmemiştir. Ancak ispat hukuku açısından yazılı şekilde yapılması kolaylık sağlayacaktır.

Gerekli Evraklar

Miras payının devri işleminin gerçekleştirilebilmesi için birtakım belgeler talep edilmektedir. Pay devrine konu olan taşınmaza ilişkin tapu senedi veya bulunmuyorsa ada ve parsel numarasını belirten bir evrak yahut mal sahibinin sözlü beyanı gereklidir.

Devir işlemini yapacak olan ve devralacak yasal veya atanmış mirasçıların fotoğraflı nüfus cüzdanları ile son altı ay içinde çekilmiş devreden mirasçıya ait bir adet, devralan mirasçıya ait iki adet vesikalık fotoğraf ibraz edilmelidir.

Devir isteminin mal sahibini temsil eden kişiden gelmesi halinde temsile yetkiye sahip olduğuna dair belge ile temsilcinin bir adet vesikalık fotoğrafı ve nüfus cüzdanı gerekir. Alıcıların da temsilci yetkili kılarak devir işlemine katılmaları halinde bu temsilcilerin temsile yetkili olduğuna dair belge ile bir adet vesikalık fotoğraf ve nüfus cüzdanı aranır.

Devire konu taşınmazın bir konut olması durumunda zorunlu deprem sigortası poliçesi ile belediyeden alınmış devire konu taşınmazın emlak vergisi değerini belirten belge gereklidir. Duruma göre veraset ilamı da talep edilebilir.

Tereke Borçlarından Sorumluluk

Miras payını devreden mirasçının tereke borçlarından sorumluluğu, payın kime devredildiğinden bağımsız olarak devam eder. Türk Medeni Kanunu’nun 681. maddesine göre mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından rıza gösterilmemiş tereke borçlarından dolayı, paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludurlar.

Paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle teselsül sona erer. Bu hüküm gereği miras payı devir sözleşmesi ile miras payını devreden mirasçı, tereke borçlarından diğer mirasçılar ile birlikte müteselsil sorumluluğu beş yıl daha devam edecektir.

Miras payını devralan kişi ise mirasbırakanın tereke borçlarından sınırlı bir şekilde sorumludur. Devralanın tereke borçlarından sorumluluğu, devraldığı miras payının değerine bağlı olarak belirlenir. Miras payını devralan mirasçı, devraldığı miras payı oranında tereke borçlarına katılma yükümlülüğüne sahiptir. Ancak devralanın sorumluluğu devraldığı miras payıyla sınırlıdır ve kişisel mal varlığını etkilemez.

Miras payını devralan üçüncü kişi ise yalnızca devraldığı malvarlığından sorumlu olarak Türk Borçlar Kanunu’nun 202. maddesi uyarınca iki yıl sorumludur. Yani miras payının devrinden itibaren iki yıl boyunca miras payını devreden ile miras payını devralan üçüncü kişi, tereke borçlarından devredilen malvarlığı ile sınırlı olmak üzere birlikte sorumlu olacaklardır.

Miras Payının Devrinin İptali

Miras payının devrinin iptali iki şekilde gerçekleşebilir. Bunlar miras payı devri sözleşmesinin iptali ve miras payı devrinin tapuda iptalidir.

Miras payı devri sözleşmesinin iptali tüm sözleşmeler gibi irade sakatlıkları halinde iptal davasına konu olabilir. Hata, hile, tehdit, korkutma veya muris muvazaası gibi hallerin varlığında miras payı devri sözleşmesinin iptali ilgili mahkemeden istenebilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 706. maddesindeki açık düzenleme ile mülkiyetin devrini konu edinen sözleşmelerde resmi şekil şartı öngörülmektedir. Taşınmazın söz konusu olduğu miras payı devri sözleşmelerinin tapu sicil memurluğu önünde düzenlenmesi şart kılınmıştır.

Miras payının devrinin tapuda iptali durumunda ise tapuda bir şekilde hata ile yapılmış olan tescilin iptali talep edilir. Ancak burada basit yazım hatalarından bahsedilmektedir. Muvazaanın gündeme geldiği durumlarda da tapudaki tescilin iptali talep edilebilir. Mirastan mal kaçırma gibi haller varsa duruma göre tenkis davası yahut tapu iptal tescil davası açılabilir.

Noter Ücreti ve Masraflar

Yukarıda belirtildiği üzere miras payının devredilmesi sözleşmesinin düzenlenmesi yetkisi bazı durumlarda noterlere verilmiştir. Bu durumda taraflar noterde işlemi gerçekleştireceğinden birtakım masraflar söz konusu olacaktır.

Payın devrine karşılık bir bedelin söz konusu olması halinde işlem satış olarak değerlendirilir ve ilgili taşınmazın emlak vergisi değerinin devre konu miras payına denk gelen kısmından az olmaması şartı ile, bildirilmiş olan satış değeri üzerinden her iki taraftan da binde yirmi oranında harç talep edilir.

Payın devrine karşılık bir bedelin olmaması halinde mevcut değerin devire konu paya denk gelen değeri üzerinden, devralan taraftan belli bir oranda harç talep edilir. Bu işlem bağış kapsamına girdiğinden veraset ve intikal vergisi nedeniyle payın devri işleminden sonra vergi dairesine ihbar edilmesi gerekir.

İşlemin satış olması da mümkündür. Somut olayın özelliklerine göre harç ve masraflar değişecektir. Bu miktarlar her sene kanunla yeniden düzenlenmektedir.

Zamanaşımı Süresi

Miras payının devri sözleşmeleri açısından Türk Medeni Kanunu veya diğer mevzuatlarda özel bir düzenleme öngörülmemiştir. Özel bir süre öngörülmediğinden bu sözleşmeye ilişkin uygulanacak zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesinde bulunan genel düzenleme gereği on yıldır. Miras payının devri sözleşmelerinden kaynaklanan borç ve alacaklar on yıllık süre ile talep edilebilmektedir.

Ancak Yargıtay içtihadına göre zamanaşımı konusu devrin kimlere yapıldığına göre değişmektedir. Bir mirasçı payını diğer tüm mirasçılara devretmişse bu ayni hak niteliğinde olduğundan zamanaşımına tabi değildir. Tüm mirasçılara değil de bir mirasçı veya üçüncü kişiye devir halinde bunun bir alacak hakkı olduğu için mirasın açılmasından itibaren on yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

Paylı Mülkiyet ve Elbirliği Mülkiyeti Ayrımı

Mirasçılar adına paylı mülkiyet şeklinde tapuya kayıtlı olan taşınmazlarda payın temlikinin resmi şekilde tapu memuru önünde yapılması gerekir. Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesinden sonra mirasçılar arasındaki miras payının devri sözleşmesi hükümsüz hale gelir.

Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. Yazılı olmak koşuluyla miras ortaklığına dahil bir taşınmazdaki miras payının mirasçılar arasında devri için yapılan sözleşmeler geçerlidir. Ancak miras payını devralan kişi terekeye göre üçüncü şahıs durumunda olduğundan mirasçılar arasındaki elbirliği mülkiyeti paylı mülkiyete dönüştürülmedikçe iptal ve tescile karar verilemez.

Miras Payının Haczi

İcra ve İflas Kanunu’na göre miras payları haczedilemeyecek mallar arasında sayılmamıştır. Bu nedenle miras payının haczi mümkündür. Mirasçının diğer malvarlığına olduğu gibi miras payına da alacaklılar tarafından haciz konulabilir. Miras payı, mirasçının alacaklılarına karşı teminat sağlayabilecek bir varlık olarak kabul edilir.

Haciz işlemi mirasın paylaşılması sonucunda mirasçının payına düşecek tereke mallarına uygulanır. Haciz aynı zamanda tapu kütüğüne şerh verilebilir. Haczedilen miras payı, mirasçının tasarruf özgürlüğünü kaybetmesine neden olur. Ancak haczi koyduran alacaklı, miras ortaklığı sona erene kadar satış talebinde bulunamaz. Sadece mirasın paylaşılması sonucunda miras payının sahibine düşen tereke mallarının satışı istenebilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 648. maddesine göre bir mirasçının payını devralan veya haczettiren veya mirasçıya karşı alınmış borcu ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklı, sulh hakiminden bu mirasçının yerine paylaşıma katılmak üzere bir kayyım atanmasını isteyebilir.

Kısıtlıların Miras Payı Devri

Mirasçılar arasında kısıtlanmış bir mirasçı varsa, miras payının devri sözleşmesi kısıtlının adına ve hesabına vasi yapabilir veya mirasçı ayırt etme gücüne sahipse vasi, kısıtlı mirasçıya devir sözleşmesi yapmaya yetki verebilir. Ancak her iki halde de sözleşmenin geçerli olabilmesi için vesayet organının sözleşmeye izin vermesi gerekir.

Türk Medeni Kanunu’nun 462. maddesinin dokuzuncu bendine göre vesayet altındaki kişinin miras payının devri sözleşmesi yapabilmesi için vesayet makamının izni gereklidir. Vesayet makamının izni alınmadan yapılan sözleşme geçersizdir.

Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Miras payının devri işlemleri başından sonuna kadar avukat yardımı alınarak takip edilmelidir. Mülkiyet ve tapu mevzuatı, kişiyi hak kaybına uğratabilecek bazı hükümler içermektedir. Örneğin kişi başka bir mirasçının da payını aldığı zaman tapuda otomatik olarak iki pay birleşir. Sonradan paylardan birinin satılmak istenmesi halinde birleşmiş hali ile farkında olunmadan iki hissenin de devredilmesi gibi ihtimaller söz konusudur.

Tarafların daha sonra mağdur olmaması adına miras payının devri sözleşmesinin hazırlanmasında alanında uzman bir avukattan yardım alınması gerekir. Tarafların aleyhine sözleşme maddelerinin konulması her iki taraf bakımından büyük hak kayıpları yaşatabilir. Miras paylaşımında yasal ve atanmış mirasçıların tespiti, bunların hangisinin ne kadar saklı payı olduğu ciddi bir hesap işidir.

Her somut olay kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Miras payının devri teknik bir süreçten ibaret olduğundan oldukça önemli ve detaylı işlemler barındırmaktadır. Bu sürecin düzgün bir şekilde yürütülerek istenilen biçimde sona ermesi için uzman bir miras avukatından hukuki danışmanlık almakta yarar vardır. Aksi halde hatalı veya ihmali bir şekilde yapılan işlemler sonucu istenmeyen sonuçlar ile karşı karşıya kalınabilecektir.


Bu konuda daha fazla yardım veya danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Anasayfa Makaleler Miras Hukuku Miras Payının Devri: Temel Şartlar, Gerekli Evraklar, İptali
Anasayfa Makaleler Miras Hukuku Miras Payının Devri: Temel Şartlar, Gerekli Evraklar, İptali