Bize Ulaşın +90 537 430 75 73

Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Davası

Evlilik birliği, eşlerin karşılıklı anlayış, saygı ve sevgi temelinde kurdukları bir yaşam ortaklığıdır. Ancak bazı durumlarda eşler arasındaki uyumsuzluk o denli artar ve derinleşir ki ortak hayatın sürdürülmesi artık sürdürülemez hale gelir. Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması, yani şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası, özel boşanma sebepleri dışında kalan her türlü geçimsizlik hali için açılabilen genel bir boşanma davasıdır.

TMK Madde 166 – Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmasının Şartları

Davaya bakan Aile Mahkemesinin şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma kararı verebilmesi için belirli şartların gerçekleşmesi gerekir. İlk olarak, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması gerekir. Bu durum, eşler arasındaki duygu ve düşünce birliğinin ortadan kalktığı, huzurlu bir yaşam birliğinin ve ortak bir gelecek arzusunun kalmadığı halleri ifade eder. Kanun, evlilik birliğinin hangi nedenlerle sarsıldığını tek tek saymamış, hakime geniş bir takdir yetkisi tanımıştır. Hakim, somut olayın özelliklerine, eşlerin sosyal ve kültürel durumlarına, eğitim seviyelerine bakarak bir değerlendirme yapar.

İkinci temel şart ise ortak hayatın çekilmez hale gelmesidir. Evlilik birliğini sarsan olayların ciddi boyutlara ulaşması ve eşlerden birinin veya her ikisinin evliliğe devam etmesinin artık beklenemez olması gerekir. Sorumlulukların yerine getirilmemesi, ihmalkar davranışlar, umursamazlık, saygısızlık gibi hareketler ortak hayatı çekilmez hale getirebilir.

Üçüncü ve kritik şart ise kusur durumuyla ilgilidir. Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açan kişinin tamamen kusurlu olmaması gerekir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, kendi kusuruna dayanarak hak elde etmek hukuka aykırıdır. Davacının kusuru daha ağır ise, davalı taraf boşanmaya itiraz edebilir. Ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar için korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, mahkeme yine de boşanma kararı verebilir.

Kusur Kavramı ve Boşanmaya Etkisi

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle açılan boşanma davalarında kusur durumu, davanın sonucunu doğrudan etkiler. Kusursuz eş, karşı tarafın az da olsa kusurlu olduğunu ispatlayabilirse boşanma kararı alır. Az kusurlu eş ise karşı tarafın kendisinden daha fazla kusurlu olduğunu kanıtlamalıdır. Daha fazla kusurlu olan eş de boşanma davası açabilir ancak karşı tarafın az da olsa kusurlu olduğunu ispat etmesi ve az kusurlu eşin boşanmaya karşı çıkmaması gerekir.

Eşit kusur halinde her iki tarafın da boşanmasına karar verilir. Ancak tamamen kusurlu eşin açtığı boşanma davası reddedilir. Bu durum, kişinin kendi kusuruna dayanarak hak elde edemeyeceği temel hukuk ilkesinin bir gereğidir. Mahkeme, tarafların kusur derecelerini belirlerken “kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu eş” şeklinde bir sınıflandırma yapar.

Kusur tespitinde sadece boşanma kararı değil, maddi ve manevi tazminat, nafaka gibi mali sonuçlar da önem kazanır. Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma nedeniyle zarara uğrayan kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan maddi tazminat isteyebilir. Aynı şekilde, boşanmaya neden olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf da manevi tazminat talep edebilir.

Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanmada Evlilik Birliğini Sarsan Olaylar

Yargıtay kararları incelendiğinde, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan sayısız olay türüyle karşılaşılır. Fiziksel şiddet, bu olayların en ciddi ve kabul edilemez olanlarından biridir. Eşe karşı el kaldırmak, darp etmek, itip kakmak, herhangi bir şekilde fiziksel zarar vermek kesinlikle boşanma nedenidir. Yargıtay, fiziksel şiddetin sadece eşe değil, eşin ailesine veya çocuklara yönelik olması halinde de aynı şekilde değerlendirmektedir.

Ekonomik ve psikolojik şiddet de evlilik birliğini sarsar. Eşlerin ekonomik güçlerini birbirlerine karşı baskı aracı olarak kullanmaması, gelirleri evlilik birliği için harcaması gerekir. Para vermemek, aileyi ekonomik açıdan sıkıntıya sokmak, eşin çalışmasını engellemek veya zorla çalıştırmak ekonomik şiddet örnekleridir. Psikolojik şiddet ise bağırma, aşağılama, tehdit etme, sürekli eleştirme gibi davranışlarla kendini gösterir.

Hakaret ve küfür, evlilik birliğinde kesinlikle kabul edilemez. Eşler birbirlerine saygılı davranmalı, onur kırıcı sözler söylememelidir. Yargıtay kararlarında eşe veya eşin ailesine hakaret edilmesi, ağır kusurlu davranış olarak kabul edilmektedir. Karşılıklı hakaret durumunda ise taraflar genellikle eşit kusurlu sayılır.

Aileye karşı ilgisizlik de önemli bir boşanma nedenidir. Eşlerin birbirlerine ve çocuklara karşı ilgi göstermesi, sosyal ve bireysel ihtiyaçlarında destek olması ailevi bir yükümlülüktür. Çocukların doğumu veya eğitimiyle ilgilenmemek, evine ve eşine kayıtsız davranmak kusurlu davranışlardır.

Alkol bağımlılığı veya ailesini ihmal edecek şekilde içki düşkünlüğü, evlilik birliğini temelinden sarsar. Sürekli alkollü vaziyette eve gelmek, çocukların yanında alkol tüketmek, aile yükümlülüklerini yerine getirmemek ağır kusurluluk halini oluşturur.

Sadakat Yükümlülüğü ve Güven Sarsıcı Davranışlar

Sadakat yükümlülüğü, evliliğin en temel ilkelerinden biridir. Bu yükümlülük hem cinsel sadakati hem de duygusal sadakati kapsar. Eşlerden birinin diğer eşi aldatması durumunda zina nedeniyle özel boşanma davası açılabilir. Ancak zina ispatlanamasa bile, güven sarsıcı davranışlar genel boşanma sebebi olarak değerlendirilebilir.

Güven sarsıcı davranışlar geniş bir yelpazeyi kapsar. Karşı cinsten biriyle sosyal medya üzerinden sık sık mesajlaşmak, eski eş veya sevgiliyle görüşmeye devam etmek, gece geç saatlere kadar dışarıda olmak, gittiği yerler hakkında yalan söylemek, internet üzerinden arkadaşlık sitelerine üye olmak gibi davranışlar bu kapsamdadır. Yargıtay, bu tür davranışları sadakat yükümlülüğüne aykırı bularak evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olduğunu kabul etmektedir.

Ailenin evliliğe müdahalesi de önemli bir sorun alanıdır. Eşler, kendi ailelerinin evliliklerine müdahale etmesine izin vermemelidir. Ailesinin evliliğe karışmasına sessiz kalan, eşinin ailesinin hakaretine kayıtsız kalan veya bağımsız konut açmayarak eşini ailesiyle yaşamaya zorlayan taraf kusurlu sayılır. Özellikle erkek eşin bağımsız bir konut temin etme yükümlülüğü vardır ve bu yükümlülüğü yerine getirmemesi boşanma nedeni oluşturur.

Cinsel birliktelik, evlilik birliğinin önemli unsurlarından biridir. Eşlerin cinsel ilişkiden kaçınması, cinsel ilişki kuramama veya kabul edilemez cinsel isteklerde bulunması evlilik birliğini sarsar. Ancak cinsel ilişkinin kurulamamasının boşanma sebebi sayılabilmesi için bu durumun çekişmeye yer bırakmayacak şekilde, gerekirse tıbbi raporlarla belirlenmesi gerekir.

Cinsel ilişki kurulamama durumunda, bunun bir hastalıktan mı yoksa psikolojik nedenlerden mi kaynaklandığının tespit edilmesi önemlidir. Eğer rahatsızlık tedavi edilebilir nitelikteyse, hasta olan eşin tedaviden kaçınıp kaçınmadığına bakılır. Ayrıca tarafların cinsel birliktelik geçirebilmek için makul bir süre bir arada kalıp kalmadıkları da değerlendirilir. Çok kısa süre birlikte yaşayan çiftlerin cinsel uyumsuzluk gerekçesiyle boşanma talepleri genellikle kabul edilmez.

Cinsel şiddet de kesinlikle boşanma sebebidir. Eşi istenmeyen yerde, zamanda veya biçimde cinsel ilişkiye zorlamak, doğal olmayan yollardan ilişkiye zorlamak, kürtaja zorlamak gibi davranışlar hem kişilik haklarına saldırı hem de sadakat yükümlülüğünün ihlali niteliğindedir.

Diğer Önemli Boşanma Nedenleri

Eşinin sevmediğini veya boşanmak istediğini söylemek, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını gösteren açık bir belirtidir. Özellikle üçüncü kişilere “sevdiğim başkası var” demek veya boşanma niyetini açıklamak kusurlu davranış olarak kabul edilir.

Kumar alışkanlığı, aile yükümlülüklerini ihmal ederek kumar oynamayı sürdüren eş için bir kusur nedenidir. Sürekli kumar oynayarak aileyi ekonomik açıdan zarara uğratmak, evlilik birliğini sarsar.

İftira atmak, eşe gerçek dışı suçlamalar yöneltmek ağır bir kusurdur. Örneğin çocuğun kendisinden olmadığını söylemek, eşin başkalarıyla ilişkisi olduğunu iddia etmek gibi asılsız isnatlarda bulunmak boşanma nedenidir.

Aile sırlarının üçüncü kişilere anlatılması da evlilik birliğine zarar verir. Eşlerin özel hayatlarına ilişkin bilgileri dışarıya yaymaması, evlilik içinde kalması gereken konuları açıklamaması gerekir.

Affedilmiş veya Hoşgörüyle Karşılanmış Olaylar

Evlilik birliğinin kurulmasından sonra gerçekleşen olayların affedilmesi veya hoşgörü ile karşılanması önemli bir husustur. Affedilen vakıalar artık boşanma sebebi olarak ileri sürülemez. Affın kabul edilebilmesi için affı gösteren fiili bir tutum ve davranışın gerçekleşmiş olması gerekir. Ayrıca affi iddia eden tarafın bunu somut delillerle ispatlaması gerekir.

Baba evine gittikten sonra geri dönmek, boşanma davasından feragat etmek, birlikte tatile gitmek, cinsel ilişkiye girmek af veya hoşgörü kapsamında değerlendirilebilir. Ancak ceza davasındaki şikayetten vazgeçme, zorunlu olarak aynı evde yaşama, evliliği kurtarmaya yönelik müzakere girişimleri af sayılmaz.

Fiziksel şiddet gibi ciddi olaylarda, şiddetten sonra evliliğin devam etmesi ve tarafların birlikte yaşamaya devam etmeleri, şiddet eyleminin affedildiği veya en azından hoşgörüldüğü şeklinde yorumlanabilir. Bu durumda daha sonra açılacak boşanma davasında o olay kusur olarak ileri sürülemez.

Boşanma Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davaları aile mahkemelerinin görevindedir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise bu davalar asliye hukuk mahkemelerinde aile mahkemesi sıfatıyla görülür.

Yetkili mahkeme konusunda Türk Medeni Kanunu, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesini veya eşlerin davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesini yetkili saymıştır. Davacı bu iki mahkemeden dilediğinde dava açabilir.

Boşanma Davasının Mali Sonuçları

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası ile birlikte maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Kusursuz veya daha az kusurlu taraf, mevcut veya beklenen menfaatlerinin boşanma yüzünden zedelenmesi halinde maddi tazminat isteyebilir. Kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise kusurlu taraftan manevi tazminat talep edebilir.

Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan ve kusuru daha ağır olmayan tarafın geçimi için diğer taraftan talep edebileceği bir nafaka türüdür. Bu nafaka, nafaka yükümlüsünün mali gücü oranında ve süresiz olarak belirlenir.

Velayet kendisinde olmayan eş lehine, çocuğun bakımı ve yetiştirilmesi için iştirak nafakasına hükmedilir. Bu nafakada eşlerin kusur durumunun önemi yoktur, önemli olan ergin olmayan çocuğun menfaatidir.

Çocukların velayeti, çocuğun üstün yararı gözetilerek belirlenir. Mahkeme, belli yaşın üstündeki çocukları dinlemeli ve velayet konusundaki görüşlerini almalıdır. Yargıtay uygulamasına göre bu yaş 8 veya üstüdür.

Bu konuda daha fazla yardım veya danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Davası

Anasayfa Makaleler Aile Hukuku Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Davası
Anasayfa Makaleler Aile Hukuku Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Davası