Bize Ulaşın +90 537 430 75 73

Tutuklama Kararı ve Tutuklamaya İtiraz

Tutuklama, ceza muhakemesi hukukunda en ağır koruma tedbiri olarak kabul edilir. Bir kişinin özgürlüğünün mahkeme kararıyla geçici olarak kısıtlanması anlamına gelen tutuklama, yalnızca belirli şartların varlığı halinde uygulanabilir. Anayasa ve kanunlarımız, bu tedbirin keyfi uygulanmasını önlemek için sıkı koşullar öngörmüştür.

 

Tutuklamanın Hukuki Niteliği ve Amacı

Tutuklama bir ceza değil, geçici bir koruma tedbiridir. Mahkeme henüz kesin karar vermemiş, şüpheli veya sanığın suçluluğu kesinleşmemiştir. Bu nedenle tutuklama kararları masumiyet karinesi çerçevesinde değerlendirilmelidir. Tutuklamanın iki temel amacı vardır: şüpheli veya sanığın kaçmasını önlemek ve delillerin karartılmasının önüne geçmek. Her iki amaç da nihayetinde maddi gerçeğin ortaya çıkması ve verilecek cezanın infaz edilebilmesini sağlamaya yöneliktir.

Koruma tedbiri olarak tutuklamanın bazı temel özellikleri bulunur. İlk olarak kişiseldir, yani ceza sorumluluğu gibi şahsidir ve sadece şüpheli veya sanık hakkında uygulanabilir. İkinci olarak araç niteliğindedir, başlı başına bir amaç değildir. Üçüncü olarak orantılı ve ölçülü olmalıdır, işin önemi ve verilmesi beklenen ceza ile uyumlu olmalıdır. Dördüncü olarak geçicidir, tutuklama nedenleri ortadan kalktığında derhal sona ermelidir. Son olarak görünüşte haklı olmalıdır, yani kuvvetli suç şüphesine dayanmalıdır.

Tutuklama Kararı Verilebilmesinin Şartları

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesine göre tutuklama kararı verilebilmesi için üç temel şart aranır. Birinci şart kuvvetli suç şüphesinin varlığıdır. Basit veya varsayıma dayanan bir şüphe yeterli değildir, somut delillere dayanan ve belli bir yoğunlukta bulunan kuvvetli şüphe gereklidir. Şüpheli veya sanığın suçu işlediğine dair ciddi kanaat uyandıracak somut delillerin mevcut olması zorunludur.

İkinci şart tutuklama nedeninin bulunmasıdır. Kanun, kuvvetli suç şüphesinin tek başına yeterli olmadığını, ayrıca bir tutuklama sebebinin de var olması gerektiğini açıkça belirtmiştir. Tutuklama nedenleri sınırlı sayıda sayılmıştır ve bunlar şüphelinin kaçması veya kaçma şüphesini uyandıran somut olguların varlığı ile delillerin karartılması konusunda kuvvetli şüphe halidir.

Kaçma şüphesi değerlendirilirken somut olgular aranır. Şüphelinin ikametini değiştirmesi, pasaport çıkartması, işyerini terk etmesi, yurt dışına uçak bileti alması, olay yerinden kaçması veya uzun süre saklanması gibi objektif durumlar kaçma şüphesini oluşturabilir. Soyut bir endişe veya varsayım tutuklama nedeni olarak kabul edilemez.

Delilleri karartma şüphesi de somut davranışlara dayanmalıdır. Şüpheli veya sanığın tanıklara baskı yapması, delilleri yok etmeye çalışması, bilirkişiye etki etme girişiminde bulunması, olay mahallinde şüpheli hareketlerde bulunması gibi durumlar delil karartma şüphesini oluşturabilir. Sadece delillerin henüz toplanmamış olması tek başına tutuklama nedeni değildir.

Üçüncü şart ölçülülüktür. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde tutuklama kararı verilemez. Ölçülülük ilkesinin üç alt unsuru vardır: elverişlilik yani tedbirin amaca uygunluğu, gereklilik yani en az müdahale eden tedbirin seçilmesi ve orantılılık yani tedbirin katlanılamaz nitelikte olmaması.

Katalog Suçlar ve Tutuklama Nedeni Varsayımı

Ceza Muhakemesi Kanunu bazı suçlar açısından tutuklama nedeninin var olduğunu kabul etmiştir. Bu suçlara katalog suçlar denilmektedir. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar, kasten öldürme, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, hırsızlık, yağma, uyuşturucu madde ticareti, suç örgütü kurma, devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene karşı suçlar, silah kaçakçılığı gibi suçlar bu kapsamdadır.

Katalog suçların varlığı halinde kanun, kaçma veya delil karartma şüphesinin kendiliğinden mevcut olduğunu varsayar. Ancak bu bir zorunluluk değil, bir varsayımdır. Hakim yine de tutuklama şartlarını değerlendirmekle yükümlüdür. Katalog suçların bulunması sadece tutuklama kararı verilmesini kolaylaştırır, otomatik tutuklama anlamına gelmez.

Kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu ve sağlık personeline karşı işlenen kasten yaralama suçu da katalog suçlar arasına eklenmiştir. Vücut dokunulmazlığına karşı suçlarda ise ceza miktarına bakılmaksızın tutuklama kararı verilebilir, bu suçlarda tutuklama yasağı uygulanmaz.

Tutuklama Kararı Verilemeyecek Haller

Kanun bazı hallerde tutuklama yasağı öngörmüştür. Sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilemez. Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda da tutuklama yasağı vardır. On beş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerden dolayı tutuklama kararı verilemez.

Yasama dokunulmazlığı bulunanlar hakkında da kural olarak tutuklama kararı verilemez. Milletvekilleri seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülse bile Meclisin kararı olmadıkça tutulamazlar, sorguya çekilemezler, tutuklanamazlar. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14. maddesindeki durumlar bu kuralın istisnasıdır.

Hakim ve savcılar bakımından da özel düzenleme vardır. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü halleri dışında suç işlediği ileri sürülen hakim ve savcılar yakalanamaz, üzerleri ve konutları aranamaz, sorguya çekilemezler. Kendisine güvence belgesi verilen kişiler de bu belgeye dayanarak duruşmaya geldiklerinde artık tutuklanamazlar.

Soruşturma ve Kovuşturma Aşamasında Tutuklama Kararı

Soruşturma evresinde tutuklama kararı Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hakimi tarafından verilir. Savcının talebi olmadan soruşturma aşamasında tutuklama kararı verilemez. Savcı mevcutlu getirilen şüphelinin tutuklanmasını gerekli görüyorsa gerekçeli bir talepte bulunur ve bu talepte adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukuki ve fiili nedenleri de belirtir.

Kovuşturma evresinde ise tutuklama kararı Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya resen mahkemece verilebilir. Soruşturma aşamasından farklı olarak mahkeme kendiliğinden de tutuklama kararı verebilir. Tutuklama kararı verildiğinde mutlaka gerekçesi gösterilir ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukuki ve fiili nedenlere yer verilir.

Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay tutuklama kararı veremezler. Dosya Yargıtay’dayken tutuklama talebinde bulunulsa da karar verilemez. Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 104/3. maddesi uyarınca Yargıtay tahliye taleplerine ilişkin olarak esastan inceleme aşamasına kadar değerlendirme yapabilir ve gerekirse sanığın tahliyesine karar verebilir.

Tutuklama Sorgusunda Şüphelinin Temel Hakları

Tutuklama kararı verilmeden önce şüphelinin sorgusu yapılır. Sanık veya şüphelinin yokluğunda tutuklama kararı verilemez. Bunun tek istisnası kaçaklar hakkındaki düzenlemedir. Hakkındaki kovuşturmanın sonuçsuz kalması amacıyla yurt içinde saklanan veya yurt dışında bulunanların yokluklarında tutuklama kararı verilebilir.

Şüpheliye sorgu öncesi bazı temel hakları hatırlatılır. Müdafi seçme hakkı, müdafiin ifade veya sorgusunda yanında bulunabileceği, müdafi seçebilecek durumda değilse baro tarafından kendisine müdafi atanabileceği bildirilir. Susma hakkı, yani kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama hakkı hatırlatılır. Şüpheden kurtulmak için somut delillerin toplanmasını isteme hakkı, yakınlarından istediğine yakalandığını bildirme hakkı ve savunma hakkı da temel haklardandır.

Tutuklama sorgusunda avukat bulunmaması halinde alınan ifadenin mahkemede delil olarak kullanılabilmesi için şüphelinin bu ifadelerini mahkeme huzurunda kabul etmesi gerekir. Avukat olmaksızın alınan ve mahkemede kabul edilmeyen ifadeler hükme esas alınamaz.

Tutuklamaya İtiraz Hakkı ve Süresi

Tutuklama kararına karşı itiraz kanun yoluna gidilmesi mümkündür. İtiraz, tutuklanan kişiye tanınan en önemli haklardan biridir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5/3. maddesi ve Anayasa’nın 19/7. maddesi bu hakkı güvence altına almıştır.

Tutuklamaya itiraz süresi kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. Bu süre, şüpheli veya sanığın tutuklandığı gün dikkate alınmadan hesaplanır. Tutuklandığı gün hesaba katılmaz, ertesi gün birinci gün olarak sayılır. Örneğin salı günü tutuklama kararı verilmişse çarşamba günü birinci gün olarak hesaplanır.

Tutuklamaya itiraz hakkı sadece tutuklanan kişiye ait değildir. Tutuklanan şüpheli veya sanığın avukatı da tutuklama kararına itiraz edebilir. Müdafi, müdafiliğini üstlendiği şüpheli veya sanığın açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla itiraz edebilir. Tutuklanan kişinin yasal temsilcisi yani velisi, vasisi veya kayyımı da itiraz edebilir. Tutuklanan kimsenin eşi de tutuklama kararına itiraz etme hakkına sahiptir.

İtiraz Dilekçesinin Verilmesi ve İncelenmesi

Tutuklamaya itiraz yazılı veya sözlü olarak yapılabilir. Kararı veren hakim veya mahkemeye verilecek bir dilekçe ile veya tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutuklu şüpheli veya sanık, tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu veya tutukevi müdürüne beyanda bulunarak veya dilekçe vererek de itiraz edebilir.

İtiraz dilekçesi, tutuklama kararı veren hakim veya mahkemeye gönderilmek üzere, itiraz eden kişinin bulunduğu yerdeki hakim veya mahkemeye de verilebilir. Bu halde itiraz süresi, dilekçenin mahkemeye verildiği tarihte kesilir. İtiraz merciinin yanlış gösterilmesi itiraz hakkını ortadan kaldırmaz.

Kararına itiraz edilen hakim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir ve şüpheliyi serbest bırakır. Yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir. İtiraz mercii itiraz nedenlerinde bildirilmeyen bir sebepten dolayı da itirazın kabulüne ve tutukluluğun kaldırılmasına karar verebilir.

Sulh ceza hakimliğinin tutuklama kararlarına karşı yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hakimine aittir. Asliye ceza mahkemesi hakimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine aittir. Ağır ceza mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi ise o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması halinde numara olarak kendisini izleyen daireye, tek daire varsa en yakın ağır ceza mahkemesine aittir.

Tutukluluk Süreleri ve Azami Süreler

Tutukluluk süreleri mahkeme türüne ve suçun niteliğine göre değişmektedir. Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez. Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olup gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde yani asliye ceza mahkemelerinde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Bu süre zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir, toplam bir yıl altı ay olabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek üç yıl daha uzatılabilir, toplam beş yıl olabilir.

Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda uzatma süresi beş yılı geçemez, yani toplam tutukluluk süresi yedi yıl olabilir. On beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından bu süreler yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır.

Tutukluluğun İncelenmesi ve Gözden Geçirilmesi

Tutuklama kararının bir kez verilmesinden sonra yargılama sonuçlanıncaya kadar tartışılmaması uygun görülmemiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 108. maddesine göre tutukluluğun belirli aralıklarla incelenerek gözden geçirilmesi gerekir.

Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk halinin devam edip etmeyeceği hususunda Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hakimi tarafından karar verilir. Bu karar verilirken şüpheli veya müdafii dinlenilir. Tutukluluğun incelenmesi şüpheli tarafından da istenebilir.

Kovuşturma evresinde hakim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk halinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her duruşmada veya en geç otuz günlük süre içinde kendiliğinden karar verir. Mahkeme gerekiyorsa tutukluluk halini gözden geçirmek için ara celse de açabilir. Her celse sonunda mutlaka tutuklu sanığın tutukluluk durumu gözden geçirilir.

Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda tutukluluk incelemesi en geç otuzar gün içinde dosya üzerinden, doksanar gün içinde ise kişi veya müdafii dinlenilerek duruşma yapılması ile resen yapılabilir. Tutukluluğun devamı kararına da tefhiminden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir.

Tutuklama Kararında Gerekçe Zorunluluğu

Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda mutlaka gerekçe gösterilmelidir. Kararlarda kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren deliller somut olgularla açıkça belirtilmelidir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir. Gerekçesiz verilen tutuklama kararları hukuka aykırıdır ve itiraz üzerine kaldırılmalıdır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, ilk tutuklama kararında hem suçun işlendiğine dair makul şüphe hem de ilgili ve yeterli gerekçe olması gerektiğine hükmetmiştir. Artık suç vasfı veya suçun katalog suçlar arasında yer alması tutuklama kararı verebilmek için yeterli olmamaktadır. Mahkemeler kararlarında makul şüphenin yanı sıra somut olayda tutuklama tedbirinin neden gerekli olduğuna dair açık gerekçelere yer vermek zorundadır.

Tutuklamanın Sona Ermesi ve Tahliye

Tutuklama geçici bir tedbir olduğundan belirli hallerde sona erer. Tutuklama şartlarının ortadan kalkması halinde derhal tahliye kararı verilmelidir. Delillerin toplandığı, kaçma şüphesine karşı teminat verildiği, beraat kararı verildiği, kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği veya davanın düştüğü hallerde tutuklama sona erer.

Cumhuriyet savcısı soruşturma evresinde tutuklama tedbirinin artık gereksiz olduğu kanısına varırsa şüpheliyi resen serbest bırakabilir. Bunun için hakim kararına gerek yoktur. Kovuşturma aşamasında ise tutukluyu savcının resen serbest bırakma yetkisi bulunmamaktadır, mahkeme tarafından karar verilmesi gerekir.

Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir. Bu istem üç gün içinde sonuçlandırılmalıdır, örgütlü suçlarda bu süre yedi gündür. Tahliye talebinin reddine ilişkin kararlara da itiraz edilebilir. Dosya Yargıtay’a geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir, bu karar resen de verilebilir.


Bu konuda daha fazla yardım veya danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Anasayfa Makaleler Ceza Hukuku Tutuklama Kararı ve Tutuklamaya İtiraz
Anasayfa Makaleler Ceza Hukuku Tutuklama Kararı ve Tutuklamaya İtiraz