Vasiyetnamenin Geçersizliği ve İptali
Vasiyetname, mirasbırakanın ölümünden sonra hüküm ifade eden ve son iradesiyle malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunmasını sağlayan tek taraflı bir hukuki işlemdir. Türk Medeni Kanunu’nda vasiyetnamelerin düzenlenmesi ve uygulanmasına ilişkin kurallar sınırlı sayıda belirlenmiştir. Bir vasiyetname ancak kanunda belirtilen nedenlerin varlığı halinde geçersiz sayılabilir veya iptal edilebilir.
Vasiyetnamenin geçersizliği denildiğinde, kanunda öngörülen iki farklı hukuki sonuçla karşılaşılmaktadır. Bunlardan ilki, belirli şartların gerçekleşmesiyle vasiyetnamenin kendiliğinden hükümsüz kalması yani butlan halidir. İkincisi ise vasiyetnamenin iptal edilebilir olmasıdır. Mirasbırakanın son arzuları ve niyetleri önem taşıdığından, kendiliğinden hükümsüzlük halleri borçlar hukukundaki mutlak butlan nedenlerinden farklı şekilde düzenlenmiş ve özel hükümlere bağlanmıştır.
Vasiyetnamenin Kendiliğinden Hükümsüz Kalması Halleri
Türk Medeni Kanunu’na göre vasiyetnamenin herhangi bir talep olmaksızın kendiliğinden geçersiz hale geldiği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır. Bu hallerin gerçekleşmesi durumunda vasiyetname hiçbir hukuki sonuç doğurmaz ve dava açılmasına gerek kalmaksızın geçersizlik kendiliğinden ortaya çıkar.
Lehtar olarak adlandırılan, yani vasiyetname ile bir kazanım elde eden kişinin mirasbırakandan önce ölmesi halinde vasiyetname kendiliğinden geçersiz hale gelir. Bu durumda vasiyetnamede belirtilen kişi artık hayatta olmadığından, onun lehine yapılan tasarrufun hukuki bir anlamı kalmamaktadır. Mirasbırakan hayattayken başka bir vasiyetname düzenlememiş veya bu hususta bir değişiklik yapmamışsa, miras yasal mirasçılara kanuni miras hükümleri çerçevesinde intikal eder.
Mirastan ıskat müessesesi, belirli ağır fiilleri işleyen kişilerin mirasçılık sıfatını kaybetmesine yol açan bir durumdur. Mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldüren veya öldürmeye teşebbüs eden kişiler, mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak vasiyetname yapamaz hale getiren kişiler, aldatma, zorlama veya korkutma yoluyla vasiyetname yapmasını veya iptal etmesini engelleyen kişiler ve mirasbırakanın artık yeni bir vasiyetname yapamayacağı bir zamanda kasıtlı olarak vasiyetnameyi ortadan kaldıran veya geçersiz hale getiren kişiler mirastan ıskat edilirler. Bu kişilerin lehine yapılmış vasiyetnameler de mirasbırakan tarafından affedilmedikçe kendiliğinden hükümsüz olur.
Sözlü vasiyetname, olağanüstü koşullarda başvurulan istisnai bir vasiyetname şeklidir. Ölüm tehlikesi, ulaşım kopukluğu, hastalık veya savaş gibi özel durumlar nedeniyle mirasbırakan resmi veya el yazılı vasiyetname yapamıyorsa sözlü vasiyetnameye başvurabilir. Ancak bu vasiyetnamenin geçerliliği belirli bir süreyle sınırlıdır. Eğer mirasbırakan bu olağanüstü durumu atlatır ve başka bir şekilde vasiyetname yapma imkanına kavuşursa, sözlü vasiyetname bu imkanın doğduğu tarihten itibaren bir ay sonra kendiliğinden hükümsüz hale gelir.
Vasiyetnamenin İptal Edilebilirliği
Kendiliğinden hükümsüzlük hallerinin yanı sıra, Türk Medeni Kanunu bazı durumlarda vasiyetnamenin iptal edilebilir olduğunu düzenlemektedir. İptal edilebilirlik hallerinde vasiyetname kendiliğinden geçersiz olmaz, ancak ilgili kişilerin açacağı bir dava sonucunda mahkeme kararıyla geçersiz hale getirilebilir. Bu durumda önemli olan husus, mirasçıların iptal nedenlerini ileri sürmemesi halinde vasiyetnamenin hukuki sonuçlarını doğurmaya devam edeceğidir. Hakim, tarafların talebi olmadan iptal nedenlerini kendiliğinden dikkate alamaz.
Vasiyetname Yapma Ehliyetinin Bulunmaması
Bir hukuki işlemin geçerli ve icra edilebilir olması için, işlemi yapan kişinin bu işlemi yapmaya ehil olması gerekir. Türk Medeni Kanunu ehliyet kavramını hak ehliyeti ve fiil ehliyeti olarak ikiye ayırmaktadır. Hak ehliyeti, gerçek ve tüzel kişilerin hukuk düzeninde hak ve borçlara sahip olabilme yeteneğini ifade ederken, fiil ehliyeti kişilerin kendi fiilleriyle hak kazanma ve borç altına girme yeteneğini ifade etmektedir.
Vasiyetname yapabilmek için kişinin en az on beş yaşında olması ve ayırt etme gücüne sahip bulunması gerekmektedir. Tam ehliyetli kişiler ile sınırlı ehliyetli kişiler vasiyetname yapmada herhangi bir engelle karşılaşmazlar. On beş yaşını doldurmuş ve ayırt etme gücüne sahip küçükler de vasiyetname yapabilirler. Ölüme bağlı tasarruflarda bulunma hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan, on beş yaşını doldurmamış kişiler yasal temsilcilerinin izniyle dahi vasiyetname yapamazlar.
Ayırt etme gücü, bir kişinin yaptığı işlemin anlam ve önemini, hukuki sonuçlarını kavrayabilme ve buna göre hareket edebilme yeteneğidir. Küçük yaş, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk veya benzeri sebeplerle akla uygun biçimde hareket etme yeteneğinden yoksun olmayan herkes ayırt etme gücüne sahiptir. İradenin kapsamı ve sonuçlarının değerlendirilemediği, sonuçların öngörülemediği durumlarda ayırt etme gücünün mevcut olduğu söylenemez. Her akıl hastalığı veya zayıflığı ayırt etme gücünün yokluğunu göstermez. Ayırt etme gücünün bulunmadığı iddia edildiğinde, akıl hastalığı veya zayıflığına rağmen ayırt etme gücünün mevcut olduğunu iddia eden taraf bunu ispatla yükümlüdür.
Vasiyetnameyi yapan kişinin, vasiyetnameyi düzenlediği anda ayırt etme gücüne sahip olması şarttır. Daha sonra ayırt etme gücünü kaybetmesi veya kazanması vasiyetnamenin geçerliliğini etkilemez. Önemli olan vasiyetnamenin yapıldığı andaki durumdur.
On beş yaş şartı, vasiyetname yapma ehliyeti için aranan temel şartlardan biridir. Bir vasiyetnamenin geçerli olabilmesi için, vasiyetnameyi yapan kişinin vasiyetnameyi düzenlediği anda on beş yaşını doldurmuş olması gerekir. Reşitlik yaşının on sekiz olduğu düşünüldüğünde, vasiyetname yapma hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olması ve vasiyetnamenin her zaman tamamen iptal edilebilmesinin kolaylığı nedeniyle on beş yaş şartı yeterli görülmüştür.
İrade Sakatlıkları: Hata, Hile, İkrah veya Korkutma
Vasiyetnamenin iptal edilebilmesinin önemli nedenlerinden biri, vasiyetnamenin hata, hile, ikrah veya korkutma altında yapılmış olmasıdır. Geçerli bir vasiyetname, dış etkilerden bağımsız olarak oluşturulmuş ve istenilen sonucu hedefleyen bir irade beyanı olarak tanımlanır. İrade sakatlıkları, vasiyetnamenin kusurlu sayılmasına neden olan durumlardır.
Mirasbırakanın hata, hile, ikrah veya korkutma etkisi altında yaptığı bir vasiyetname geçersizdir. Ancak önemli bir husus bulunmaktadır. Eğer mirasbırakan hata, hile, ikrah veya korkutmadan haberdar olur ve bu durumdan haberdar olduğu veya ikrah ya da korkutmanın etkisinden kurtulduğu tarihten itibaren bir yıl içinde vasiyetnameyi iptal etmezse, vasiyetname geçerli sayılır. Bu durumda mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçılar vasiyetnamenin iptaline itiraz edemezler.
Bununla birlikte, eğer mirasbırakan aldatma, tehdit veya baskının sona ermesinden sonra bir yıllık süre içinde vasiyetnameyi iptal etmeden ölürse, vasiyetnamedeki hükümler geçerli bir tasarruf oluşturmaz. Bu durumda mirasçılar, mirasbırakanın ölümünden itibaren bir yıl içinde vasiyetnamenin iptaline itiraz edebilirler.
Hata, iki şekilde ortaya çıkabilir. İlki, beyanın amaçlanan vasiyete uymaması durumudur. İkincisi ise vasiyetnamenin yapılmasına veya yapılmamasına neden olan olgulara ilişkin bir yanılgının bulunmasıdır. Hatanın türü ne olursa olsun, bir vasiyetname hata sonucu yapılmışsa ve hata ile vasiyetname arasında nedensellik bağı varsa, vasiyetnamenin iptal edilmesi için şüphesiz geçerli bir neden oluşur. Mirasbırakan hata yapmasaydı bu tasarrufu yapmayacaktı gerçeği, nedenselliği ortaya koyar ve iptal için bir gerekçe olduğunu gösterir. Ancak ölüme bağlı bir tasarrufta kişi veya eşyanın belirtilmesinde açık bir hata varsa ve mirasbırakanın gerçek iradesi kesin olarak tespit edilebiliyorsa, tasarruf bu irade doğrultusunda düzeltilebilir.
Hile, bir kişinin karar verme sürecini etkilemek amacıyla, söz veya davranışlarla kişide yanlış bir kanı uyandırmak kastıyla yapılan bir dizi eylemdir. Birini aldatmak için kasıtlı bir harekettir. Hilede, bir kişinin verdiği karar özgür iradesinin ürünü değil, kendisini kasıtlı olarak aldatan başka bir kişinin etkisi altındadır. Hata, aldatılan kişide değil, aldatanın manipülasyonundadır. Vasiyetnamelerde hileden bahsedebilmek için, birinin mirasbırakanı vasiyetname yapması konusunda kasıtlı olarak aldatmış olması gerekir. Ayrıca aldatanın eylemleri veya sözleri ile vasiyetnamede yapılan tasarruflar arasında açık bir bağlantı veya nedensellik ilişkisi bulunmalıdır.
İkrah, bir kişiyi istenen sonuca uymadığı takdirde zarar veya kayıp yaşayacağına ikna ederek hukuki bir işlem yapmaya zorlamayı içerir. Birini belirli bir karar vermeye zorlamak için korku veya tehdit kullanmayı da kapsar. Vasiyetname bağlamında ikrah, bir kişiyi özgür iradesi dışında vasiyetname yapmaya veya yapmamaya zorlamak anlamına gelir. Korkutma ise benzer şekilde, kişi üzerinde korku yaratılarak iradesinin etkilenmesi halidir.
Vasiyetnamenin İçeriğinin Hukuka ve Ahlaka Aykırılığı
Vasiyetnamenin içeriğinin, şartlarının veya yüklemelerinin hukuka veya ahlaka aykırı olması durumu, gerekçe, amaç, konu, şartlar veya yüklemelerden kaynaklanabilir. Böyle bir aykırılık söz konusuysa, hem hukuka aykırı hem de ahlaka aykırı şartlar iptal edilebilir ve şartlar belirleyici nitelikteyse vasiyetnamenin tamamı geçersiz kılınabilir.
Hukuka aykırılık, kanunlarda yer alan emredici hukuk kurallarının, kamu düzenine ilişkin kuralların ve kişilik haklarının ihlal edilmesi anlamına gelir. Emredici hukuk kuralları, mutlaka uyulması gereken ve aksine karar verilemeyecek kurallardır. Kamu düzeni kuralları, toplumun temel yapısını ve çıkarlarını korumaya hizmet ederken, kişilik hakları bireyin sağlığı, onuru, özel hayatı, adı, görüntüsü, özgürlükleri ile maddi, manevi ve ekonomik esenliği ile ilgili tüm haklarını kapsar. Bu koşullara aykırı veya kamu düzenini ve kişilik haklarını ihlal eden her türlü ölüme bağlı tasarruf hukuka aykırı sayılır ve iptal edilebilir.
Vasiyetnamede birden fazla ölüme bağlı tasarruf varsa ve bunlardan bazıları hukuka veya ahlaka aykırıysa, değerlendirme iki yönden yapılır. Tüm tasarrufun mu iptal edileceği yoksa sadece hukuka aykırı kısımların mı iptal edileceği belirlenir. Mirasbırakan ihlalin farkında olsaydı diğer tasarrufları yapmayacağı kanıtlanabilirse ve ihlal teşkil eden tasarruf ile diğerleri arasında yakın bir bağlantı varsa, tüm vasiyetnamenin iptali talep edilebilir. Ancak yakın bir bağlantı yoksa, sadece hukuka veya ahlaka aykırı tasarruflar iptal edilebilir.
Söz konusu tasarrufun hukuka veya ahlaka aykırı olduğunu ispatlama yükümlülüğü, iptalini talep eden kişiye aittir. İddia eden taraf, vasiyetnamenin hangi açıdan hukuka veya ahlaka aykırı olduğunu somut delillerle ortaya koymalıdır.
Kanuni Şekle Uyulmaması
Türk hukukunda vasiyetname yapma süreci üç türden oluşmaktadır. Bunlar resmi vasiyetname, el yazılı vasiyetname ve sözlü vasiyetnamedir. Bir vasiyetname ancak kanunda belirtilen vasiyetname türlerinin sınırlı çerçevesi içinde geçerli olarak düzenlenebilir. Belirtilen vasiyetname türlerine uyulmaması durumunda geçersizlik, iptal değil, butlanla sonuçlanır. Başka bir deyişle, bir vasiyetname kanunda belirtilen vasiyetname türlerine uygun olmayan bir şekilde düzenlenirse kendiliğinden hükümsüz hale gelir.
Ölüme bağlı tasarruflarda şekil şartlarına uyulmaması durumunda, vasiyetnamenin tamamen geçersiz sayılması değil, talep üzerine iptal edilmesi söz konusu olacaktır. Vasiyetnamenin geri kalan kısımları geçerli ve icra edilebilir olmaya devam edecektir.
Resmi vasiyetname, noter, sulh hakimi veya kanunla yetkilendirilmiş başka bir memur tarafından iki tanığın katılımıyla hazırlanır. Mirasbırakan yetkili kişiye vasiyetini bildirir ve yetkili kişi vasiyetnameyi yazar veya yazdırır, mirasbırakan da okur. Yazılı vasiyetname mirasbırakana okutulduktan sonra, mirasbırakan son arzularını içerdiğinden emin olduktan sonra vasiyetnameyi imzalar ve ardından yetkili kişi imzalayarak tarihi ekler.
Mirasbırakan, yetkili kişiye ve iki tanığa, okunan vasiyetnamede son arzularının yer aldığını bildirir. Tanıklar, mirasbırakanın beyanına şahit olduklarını ve mirasbırakanın vasiyetname yapmaya ehil olduğunu kabul etmek için vasiyetnameyi imzalarlar. Tanıkların vasiyetnamenin içeriğinden haberdar olmaları gerekmez. Ancak mirasbırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamıyor veya imzalayamıyorsa, yetkili kişi vasiyetnameyi tanıkların huzurunda okur. Ardından mirasbırakan, vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder ve tanıklar, mirasbırakanın beyanına şahit olduklarını ve vasiyetname yapmaya ehil olduğunu kabul etmek için vasiyetnameyi imzalarlar.
Her iki durumda da vasiyetnamenin Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen hükümlere uygunluğunun, resmi memurun, mirasbırakanın ve tanıkların imzalarıyla ispatlanması gerekmektedir. Vasiyetnamenin hukuka uygunluğunu ispatlama yükümlülüğü, vasiyetnameye itiraz etmek isteyen kişiye aittir.
El yazılı vasiyetnamenin, mirasbırakanın elinden baştan sona elle yazılıp imzalanması ve düzenlenme yılı, ayı ve gününün belirtilmesi zorunludur. El yazılı vasiyetname açık bırakılabilir veya kapalı şekilde bir notere, sulh hakimine veya yetkili bir memura emanet edilebilir. El yazılı vasiyetname tamamen mirasbırakanın el yazısıyla yazılmalıdır. Başkası tarafından yazılan veya daktilo, bilgisayar gibi araçlarla hazırlanan metinler el yazılı vasiyetname olarak kabul edilmez.
Sözlü vasiyetname, mirasbırakanın ölüm tehlikesi, ulaşım kopukluğu, hastalık veya savaş gibi olağanüstü durumlar nedeniyle resmi veya el yazılı vasiyetname yapamadığı istisnai durumlarda başvurulabilecek bir vasiyetname türüdür. Sözlü vasiyetname yapmak için mirasbırakan son arzusunu iki tanığa beyan etmelidir. Bu tanıklar okuma yazma bilmeli ve herhangi bir tanıklık yasağına tabi olmamalıdır. Mirasbırakan bu tanıklara, beyanlarına göre vasiyeti yazılı olarak kaydetme veya yazdırma görevini verir.
Tanıklardan biri, mirasbırakanın son arzusunu, vasiyetin yeri, tarihi ve saati de dahil olmak üzere yazılı olarak kaydeder ve belgeyi imzalar, diğer tanığın da imzalamasını sağlar. Ardından her iki tanık da yazılı belgeyi derhal sulh hakimliğine veya asliye hukuk mahkemesine sunar. Hakime, mirasbırakan tarafından vasiyeti düzenleme yetkisine sahip olduklarını ve olağanüstü koşullar altında mirasbırakanın son arzusunu ilettiklerini beyan ederler. Alternatif olarak tanıklar doğrudan mahkemeye giderek mirasbırakanın son isteklerini hakime bildirebilir ve hakim de bunları bir tutanağa kaydeder.
Vasiyetnamenin İptali Davası
Vasiyetnamenin iptalİ davası, davacı lehine yeni bir hukuki durum yaratmayı ve vasiyetnamenin mirasbırakanın ölümünden itibaren geriye dönük olarak hiç yapılmamış sayılmasını sağlayan kesin hüküm sonucunu doğurur. Eğer vasiyetname konusu mal, lehine tasarrufta bulunulan kişi tarafından fiilen alınmışsa, iptal davası bu malın iadesine yol açmaz. Bu durumda, mirasa ilişkin farklı bir hak talebi için ayrı bir dava, miras hukuku davası yoluyla veya iptal davasından sonra açılmalıdır.
Mirasın resmen açılmasından önce mirasçılar veya hak sahipleri vasiyetnamenin iptalini talep edemezler. Mirasbırakan hayatta olduğu sürece vasiyetnameyi şahsen iptal etme veya geri alma hakkına sahiptir. Bu nedenle iptal davası ancak mirasbırakanın ölümünden sonra açılabilir.
Vasiyetnamenin iptalinde menfaati olan bir mirasçı veya alacaklı davacı sıfatıyla dava açabilir. Bu bağlamda mirasçı olma durumu sadece yasal mirasçılarla sınırlı değildir, aynı zamanda atanmış mirasçıları da kapsar. Vasiyetnamenin iptali davasını açan davacının, ölüme bağlı tasarrufun iptalinde menfaati olduğunu kanıtlaması gerekmektedir. İptal davasında, ölüme bağlı tasarruftan yararlanan kişi davalı olarak adlandırılır. Davalı, tartışmalı tasarruftan yararlanan kişidir. Başka bir deyişle davalı, vasiyetname sonucunda mirastan fayda sağlayan kişidir, davacı ise aynı vasiyetnameden olumsuz etkilenen ve iptalini isteyen kişidir.
Vasiyetnamenin iptali davalarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise miras bırakanın son yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki mahkemedir.
Vasiyetnamenin iptali davası açma hakkı, iptal nedeninden ve kendi hakkından haberdar olduğu tarihten itibaren bir yıl sonra sona erer. Her halükarda iyi niyetli davalılar için vasiyetnamenin düzenlenme tarihinden itibaren on yıl, kötü niyetli davalılar için ise diğer vasiyetnamelerde miras tarihinden itibaren yirmi yıl geçmiş olur. Bu süreler hak düşürücü nitelikte olup, süre geçtikten sonra dava açma hakkı ortadan kalkar.
Bu konuda daha fazla yardım veya danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz.