Bize Ulaşın +90 537 430 75 73

Gözaltı Kararı: Koşulları, Süreler, İtiraz

Gözaltı kararı, suç işlediği şüphesi bulunan kişilerin belirli bir süreyle özgürlüklerinden mahrum bırakılmasını ifade eder. Bu işlem, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 91. maddesinde düzenlenmiş olup, bir koruma tedbiri niteliğindedir.

CMK 91/1’e göre yakalanan kişi Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren 24 saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre 12 saatten fazla olamaz.

Gözaltına alma, esasen yakalama işleminin doğal bir devamı olarak ortaya çıkar. Kişinin doğrudan gözaltına alınması mümkün değildir; öncelikle yakalama işleminin gerçekleştirilmesi gerekir. Yakalanan kişi Cumhuriyet savcılığınca serbest bırakılmadığı takdirde, soruşturmanın tamamlanması amacıyla gözaltına alınmasına karar verilebilir. Bu tedbir ihtiyari nitelikte olduğundan, yakalanan her kişinin mutlaka gözaltına alınması zorunluluğu bulunmamaktadır.

Gözaltına almanın hukuki niteliği incelendiğinde, bunun geçici, kişisel ve araçsal bir koruma tedbiri olduğu görülmektedir. Geçicilik unsuru, bu tedbirin sınırlı bir süre için uygulanmasını; kişisellik unsuru, yalnızca suç şüphesi altındaki kişiye uygulanabilmesini; araçsallık ise tutuklamanın sağlanması gibi daha ileri aşamalara geçiş için bir araç olma özelliğini ifade etmektedir.

Gözaltı Kararı Vermeye Yetkili Makamlar

Gözaltına alma yetkisi kural olarak Cumhuriyet savcısına aittir. Savcılık, bu kararı yazılı veya sözlü olarak verebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde sözlü olarak verilen emir, kısa süre içinde yazılı hale getirilmelidir. Cumhuriyet savcısı, kolluk birimlerinden aldığı bilgiler doğrultusunda veya doğrudan kendisine başvuran şüpheliler hakkında gözaltı kararı verebilir.

İstisnaen bazı durumlarda kolluk amirleri de gözaltı kararı verme yetkisine sahiptir. Ancak bu yetki oldukça sınırlı koşullara bağlanmıştır. Şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenen suçlarda, mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirleri suçüstü halleriyle sınırlı olmak kaydıyla gözaltı kararı verebilirler.

Kolluk amirlerinin gözaltı kararı verebileceği suçlar katalog şeklinde belirlenmiştir. Kasten öldürme, kasten yaralama, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, hırsızlık, yağma, uyuşturucu madde imal ve ticareti, terörle mücadele kanunu kapsamındaki suçlar gibi ağır nitelikteki suçlarda bu yetki kullanılabilmektedir.

Gözaltına Almanın Koşulları

Bir kişinin gözaltına alınabilmesi için iki temel koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. CMK madde 91/2’ye göre: “Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır.”

Birinci koşul olan soruşturma yönünden zorunluluk, gözaltı tedbirinin uygulanmaması halinde soruşturmanın sağlıklı yürütülemeyeceği anlamına gelmektedir. Örneğin, şüphelinin kimliğinin belirlenmesi, yer gösterme işleminin yapılması, teşhis işleminin gerçekleştirilmesi veya şüphelinin kaçma ihtimalinin bulunması gibi durumlar bu zorunluluğu oluşturabilir.

İkinci koşul ise somut delillerin varlığıdır. Somut delil kavramı, beş duyu organından biri veya birkaçı ile algılanabilecek, elle tutulur nitelikteki delilleri ifade eder. Şüphe, soyut ve muğlak bir zemine dayandırılamaz; aksine objektif ve somut verilere dayanmalıdır. Bu iki koşulun birlikte bulunmadığı hallerde gözaltı kararı verilmesi hukuka aykırı olacaktır.

Gözaltı Süreleri

Gözaltı süresi, yakalama anından itibaren hesaplanır ve kanun koyucu tarafından azami süreler olarak düzenlenmiştir. Bireysel suçlarda gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hakim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç olmak üzere yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez. Mahkemeye gönderilme için zorunlu süre ise on iki saatten fazla olamaz. Bu durumda bireysel suçlarda toplam azami süre otuz altı saattir.

Toplu suçlarda durum farklılaşmaktadır. Toplu suç, aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu ifade eder. Bu tür suçlarda delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısı, gözaltı süresini her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün süreyle uzatabilir. Böylece toplu suçlarda azami gözaltı süresi dört güne çıkmaktadır.

Gözaltı süresinin uzatılması kararı mutlaka yazılı olarak verilmeli ve gözaltındaki kişiye derhal tebliğ edilmelidir. Bu tebligat, kişinin hukuki haklarını kullanabilmesi açısından son derece önemlidir. Uzatma kararına karşı itiraz hakkının doğabilmesi için kişinin bu karardan haberdar olması gerekmektedir.

Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki bazı suçlar için özel düzenlemeler bulunmaktaydı. Ancak ilgili geçici maddenin yürürlükten kalkmasıyla birlikte bu suçlarda da genel hükümler uygulanmaya başlanmıştır. Dolayısıyla örgüt propagandası, silahlı örgüt üyeliği, örgüt kurma ve yönetme gibi suçlarda da yukarıda belirtilen gözaltı süreleri geçerlidir.

Kolluk amirleri tarafından verilen gözaltı kararlarında ise farklı süreler söz konusudur. Katalog suçlarda yirmi dört saate kadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylarda ve toplu suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltı kararı verilebilir. Bu sürelerin sonunda kişi en geç kırk sekiz saat, toplu suçlarda dört gün içinde hakim önüne çıkarılmalıdır.

Çocuklar Bakımından Özel Düzenleme

Çocukların gözaltına alınması konusunda mevzuat özel koruma mekanizmaları getirmiştir. On iki yaşını doldurmamış çocuklar ile on beş yaşını doldurmamış sağır ve dilsizler suç nedeniyle gözaltına alınamazlar. Bu çocuklar hakkında yalnızca kimlik ve suç tespiti amacıyla yakalama yapılabilir; kimlik tespitinden hemen sonra serbest bırakılmaları gerekmektedir.

On iki yaşını doldurmuş ancak on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar ise suç sebebiyle gözaltına alınabilirler. Ancak bu çocuklar için de özel koruma düzenlemeleri mevcuttur. Gözaltına alınan çocuğun ana-babası veya vasisine durum bildirilmeli, çocuğun kendi talebi olmasa bile müdafiden yararlandırılması sağlanmalıdır. Çocuğun ifadesi mutlaka müdafi hazır bulundurularak alınmalı ve çocuk yetişkinlerden ayrı yerlerde tutulmalıdır.

Çocuklara kelepçe ve benzeri aletler takılamaz. Yalnızca zorunlu hallerde, çocuğun kaçmasını veya kendisinin yahut başkalarının hayat ve beden bütünlüklerinin tehlikeye girmesini önlemek amacıyla gerekli tedbirler alınabilir. Çocuklarla ilgili işlemlerin mümkün olduğunca sivil kıyafetli görevliler tarafından yerine getirilmesi de yasal bir yükümlülüktür.

Gözaltı Sürecinde Haklar

Gözaltına alınan kişinin yakınlarına haber verilmesi, temel haklardan biridir. Şüpheli veya sanık gözaltına alındığında, Cumhuriyet savcısının emriyle bir yakınına veya belirlediği bir kişiye gecikmeksizin haber verilir. Bu bildirim, kişinin kendisiyle birlikte bulunan biri vasıtasıyla, telefon ile veya kolluk görevlileri aracılığıyla yapılabilir.

Gözaltına alınan kişi yabancı ise ve yazılı olarak karşı çıkmamışsa, durumu vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir. Bu düzenleme, yabancı uyruklu kişilerin diplomatik korumadan yararlanabilmesini sağlamaktadır.

Gözaltındaki kişinin müdafii ile görüşme hakkı mutlaktır. Bu hak hiçbir koşulda engellenemez veya kısıtlanamaz. Avukatın gözaltı sürecinde hazır bulunması, şüphelinin hukuki haklarını etkin bir şekilde kullanabilmesi açısından hayati önem taşımaktadır. Müdafi, ifade alma sırasında hazır bulunabilir ve müvekkiline hukuki yardımda bulunabilir.

Gözaltındaki kişinin yakınları ile görüşme hakkı ise mevzuatta düzenlenmemiştir. Kural olarak gözaltındaki kişi yalnızca avukatıyla görüşebilir. Bununla birlikte, uygulamada kolluk personelinin takdiriyle yakınlarla görüşmeye izin verilebilmektedir.

Gözaltına alınan kişinin sağlık kontrolünden geçirilmesi zorunludur. Hem gözaltına alınma aşamasında hem de serbest bırakılma veya adliyeye sevk aşamasında hekim muayenesi yapılmalıdır. Bu uygulama, işkence ve kötü muamele iddialarının araştırılmasını kolaylaştırmaktadır.

Gözaltı Kararına İtiraz

Gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı itiraz hakkı tanınmıştır. Yakalanan kişi, müdafii, kanuni temsilcisi, eşi veya birinci ya da ikinci derecede kan hısımları hemen serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hakimine başvurabilirler.

Sulh ceza hakimi, başvuruyu evrak üzerinden inceleyerek derhal ve en geç yirmi dört saat içinde sonuçlandırmalıdır. Hakim, yakalamanın veya gözaltına almanın yerinde olduğu kanısına varırsa başvuruyu reddedebileceği gibi, yakalananın derhal soruşturma evrakı ile Cumhuriyet savcılığında hazır bulundurulmasına da karar verebilir.

Gözaltı süresinin dolması veya hakim kararıyla serbest bırakılan kişi hakkında, yakalamaya neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet savcısının kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle gözaltı işlemi uygulanamaz. Bu düzenleme, kişilerin keyfi olarak tekrar tekrar gözaltına alınmasını önlemektedir.

Gözaltı Süresinin Sonunda Yapılacak İşlemler

Gözaltına alınan kişi, azami süreler içerisinde serbest bırakılmadığı takdirde en geç bu süreler sonunda sulh ceza hakimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir. Sorguda müdafiin hazır bulunması zorunludur. Bu aşamada hakim, şüpheliyi serbest bırakabileceği gibi tutuklanmasına veya hakkında adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına da karar verebilir.

Tutuklamanın veya adli kontrolün uygulanabilmesi için kuvvetli suç şüphesinin bulunması gerekmektedir. Gözaltı aşamasında makul şüphe yeterli iken, tutuklama kararı verilebilmesi için daha yüksek bir ispat düzeyi aranmaktadır. Ayrıca tutuklama nedenleri olarak kabul edilen kaçma şüphesi, delilleri karartma tehlikesi veya katalog suçların varlığı gibi ek koşulların da bulunması gerekmektedir.

Nezarethane Koşulları ve Yasaklar

Gözaltına alınan kişiler, polis merkezi veya karakollarda bulunan nezarethanelerde tutulurlar. Nezarethane, şüpheli veya sanıkların haklarındaki işlemlerin tamamlanıp adli mercilere sevk edilinceye kadar bekletilmesi amacıyla yapılmış yerlerdir. Bu mekanlarda gözaltındaki kişilerin insan onuruna yakışır bir şekilde tutulması yasal bir zorunluluktur.

Gözaltındaki kişilere yasak sorgu yöntemleri uygulanamaz. İlgili görevlilerce kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılması kesinlikle yasaktır. Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez ve hiç kimse kendisini veya yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya zorlanamaz.

Nezarethaneye konulmadan önce gözaltındaki kişi usulünce aranır ve kendisine zarar verebilecek kemer, kravat, kesici ve delici alet gibi nesnelerden arındırılır. Üzerinden çıkan eşya ve para muhafaza altına alınarak bir tutanak düzenlenir ve bu tutanağın bir sureti kişiye verilir.

Gözaltında bulunan kişinin beslenme, temizlik, sağlığının korunması, gerektiğinde tedavisi, tuvalet gibi zorunlu ihtiyaçlarının giderilmesi görevli memurun gözetiminde sağlanır. Kişi saldırgan bir tutum sergilemeye başladığı veya kendisine zarar vermeye kalkıştığı takdirde önce sözle kontrol altına alınmaya çalışılır. Bu mümkün olmadığında, zaruri olmadıkça kuvvet kullanılmaz.

Kelepçe Kullanımı

Gözaltına alınarak bir yerden diğer bir yere nakledilen kişilere kelepçe takılması zorunlu değildir. Kelepçe yalnızca iki durumda kullanılabilir: kişinin kaçacağına ilişkin belirtilerin bulunması veya kendisi yahut başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin varlığı halinde. Bu koşullar dışında kelepçe kullanımı hukuka aykırıdır.

Denetim Mekanizması

Gözaltı işlemlerinin hukuka uygun yürütülüp yürütülmediğinin denetimi, Cumhuriyet başsavcıları veya görevlendirecekleri Cumhuriyet savcıları tarafından yapılır. Savcılar, adli görevlerinin gereği olarak nezarethaneleri, varsa ifade alma odalarını, gözaltındaki kişilerin durumlarını, gözaltına alınma neden ve sürelerini, gözaltına alınma ile ilgili tüm kayıt ve işlemleri denetlerler. Denetim sonucu, Nezarethaneye Alınanlar Defterine kaydedilir.

Hukuka Aykırı Gözaltı ve Tazminat Hakkı

Kanunda belirtilen koşullar dışında gözaltına alınan, yasal süreyi aşacak şekilde gözaltında tutulan veya haklarında soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen kişiler, devletten tazminat talep etme hakkına sahiptirler. Haksız gözaltı nedeniyle açılan tazminat davaları, adli yargının görev alanına girmektedir.

Gözaltı sürecinde kötü muamele veya işkenceye maruz kalan kişiler de tazminat davası açabilirler. Kolluk personelinin adli görevleri sırasında gerçekleştirdikleri hukuka aykırı eylemler nedeniyle hem ilgili personelin hem de devletin sorumluluğu doğabilmektedir. Bu tür durumlarda mutlaka bir avukattan hukuki destek alınması önerilmektedir.

Gözaltına alma işlemi, kişi özgürlüğüne yapılan ciddi bir müdahale olduğundan, kanunda öngörülen tüm usul ve esaslara titizlikle uyulması gerekmektedir. Hem kolluk görevlilerinin hem de Cumhuriyet savcılarının bu konudaki sorumluluğu büyüktür. Gözaltındaki kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması, hukuk devleti ilkesinin vazgeçilmez bir gereğidir.

Bu konuda daha fazla yardım veya danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Anasayfa Makaleler Ceza Hukuku Gözaltı Kararı: Koşulları, Süreler, İtiraz
Anasayfa Makaleler Ceza Hukuku Gözaltı Kararı: Koşulları, Süreler, İtiraz