
Haksız İnşaat ve Taşkın Yapı Davası *2025 – Av. Ozan Soylu
TMK 723 Nedir?
Arazi ve yapı malzemesi özelinde tazminat konusunu düzenleyen madde 723’e göre, eğer malzeme sökülüp alınmazsa, arazi sahibi malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Ancak, yapıyı yaptıran arazi sahibi iyiniyetli değilse, hakim, malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamını tazmin etmeye karar verebilir. Benzer şekilde, yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hakim tarafından belirlenecek tazminat miktarı, malzemenin arazi sahibi için taşıdığı en az değeri geçmemektedir.
TMK 724 Nedir?
Arazinin mülkiyetinin malzeme sahibine devredilmesini düzenleyen Madde 724’e göre, eğer yapı net olarak arazinin değerinden daha yüksekse, iyiniyetli taraf, uygun bir bedel karşılığında yapı ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine devredilmesini talep edebilir.
TMK m. 724, yapının değerinin arazinin değerinden fazla olması durumunda iyiniyetli tarafın uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini talep edebileceğini belirtir.
Öğretide, bu hakkın malzeme sahibine yanı sıra arazi malikine de tanınmasının doğru olduğunu savunanlar bulunsa da, bu eleştiri genellikle isabetli görülmemektedir. Çünkü arazi malikinin bizzat inşa ettiği bir yapıdan hiç yararlanamaması olasılığının ele alınması gereksizdir. Ayrıca, arazi maliki yapıdan yararlanamasa bile, yapı malvarlığına ekonomik bir değer olarak dâhil olmuştur ve iyiniyetli arazi maliki, kötüniyetli malzeme sahibine sadece uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür.
İyiniyetli malzeme sahibinin bu talepte bulunabilmesi için gerekli olan bir diğer koşul ise, yapının değerinin arazinin değerinden fazla olduğunun açıkça anlaşılabilir olmasıdır. Arazinin tamamının mülkiyeti talep ediliyorsa değer farkının belirlenmesinde arazinin tamamının değeri esas alınmalıdır. Ancak yapı arazinin tamamını değil de, belirli bir kısmını işgal ediyorsa, arazinin sadece bu kısmının mülkiyetinin geçirilmesi de talep edilebilir. Bu durumda, arazinin bölünebilir olması ve bu bölünmenin geri kalan kısma zarar vermemesi önemlidir. Koşulları gerçekleştiği için arazinin sadece belirli bir kısmının mülkiyetinin geçirilmesi talep ediliyorsa, değer farkının belirlenmesinde yalnızca bu kısmın değeri esas alınmalıdır.
TMK 725 Nedir?
Taşkın yapılar hakkındaki TMK 725’e göre, bir yapı bir başkasına ait araziye taşınırken, eğer yapıyı yapan malik taşınan arazide bir irtifak hakkına sahipse, taşınmazın o kısmı ona ait olur.
Ancak böyle bir irtifak hakkı yoksa ve zarar gören malik, taşmayı öğrendikten sonra onbeş gün içinde itiraz etmez ve aynı zamanda durumunu haklı gösterirse, yapıyı iyiniyetle yapan kişi, taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya taşkın kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini talep edebilir.
TMK 726 Nedir?
Üst hakkıyla ilgili olarak, Madde 726’ya göre, başkasına ait bir arazinin altında veya üstünde sürekli olarak yer alan yapıların mülkiyeti, üst irtifakına dayanır. Eğer bir binanın bağımsız bölümleri üzerinde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulursa, bu durum Kat Mülkiyeti Kanunu’na tabidir.
TMK 727 Nedir?
Mecralarla ilgili olarak, Madde 727’ye göre, su, gaz, elektrik gibi mecralar, işletmenin bulunduğu taşınmazın dışında olsalar bile, aksi bir düzenleme olmadıkça, o işletmenin eklentisi kabul edilir ve işletme malikinin mülkiyetindedir.
Ancak, komşuluk hukukundan kaynaklanan durumlar hariç, bir taşınmazın bu tür bir mecra ile yüklenebilmesi ancak bir irtifak hakkı kurularak gerçekleşir. İrtifak hakkı, mecra dışarıdan görünmüyorsa tapu kütüğüne tescil edilerek, dışarıdan görülüyorsa noterce düzenlenen bir sözleşmeyle mecranın yapılmasıyla ortaya çıkar.
TMK 728 Nedir?
Taşınır yapılarla ilgili olarak, Madde 728’e göre, kalıcı olması amaçlanmadan başkasının arazisi üzerine inşa edilen kulübe, büfe, çardak, baraka gibi hafif yapılar, bu yapıların sahibine aittir. Bu tür yapılar, taşınır mal hükümlerine tabi olup, tapu kütüğünde kayıtlı değildir.
TMK 729 Nedir?
Araziye dikilen fidanlarla ilgili olarak, Madde 729’a göre, bir kişi başkasının fidanını kendi arazisine ya da kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler, fidanlar hakkında da geçerlidir. Ancak, ağaçlar ve ormanlar üst hakkı kapsamına giremez.
TMK 730 Nedir?
Taşınmaz malikinin sorumluluğuyla ilgili olarak, Madde 730’a göre, bir taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını yasal kısıtlamalara aykırı bir şekilde kullanması sonucunda zarar gören veya zarar tehlikesiyle karşılaşan bir kimse, durumun eski haline getirilmesini veya tehlikenin ve uğradığı zararın giderilmesini talep edebilir.
Hâkim, yerel adetlere uygun olarak ve kaçınılmaz taşkınlıklardan kaynaklanan zararların uygun bir bedelle karşılanmasına karar verebilir.
Haksız ve Taşkın Yapı Örnek Yargıtay Kararı
14. Hukuk Dairesi 2014/10774 E. , 2015/1900 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 29.11.2012 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal’i, birleştirilen dosya davacısı tarafından 30.10.2013 gününde verilen dilekçe ile TMK’nın 725. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne dair verilen 10.04.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
Birleştirilen dava ise TMK’nın 725. maddesine dayalı tapu iptali tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleştirilen tapu iptali tescil isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, elatmanın önlenmesi ve kal talebinde bulunan davacı … vekili temyiz etmiştir.
Yasal ayrıcalıklar dışında, TMK’nın 684/1 ve 718/2 maddeleri hükümlerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar TMK’nın 725. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş, böylece muhdesatla arasındaki bağlantı kesilmiş bina sahibine bazı koşulların oluşması halinde ayrılmaz parça niteliğindeki taşkınyapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır.
Bunun için, tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçası yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza taşkınyapılmış olmalıdır.
Taşkın inşaat, taşkınyapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte, ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu özelliğinden dolayı taşkınyapıya dayanan temliken tescil isteği taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir.
Taşılan arazi malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan inşaat maliki hakkını taşılan arazinin her malikine karşı kullanabilir. Yeni malikler de Türk Medeni Kanununun 725. maddesinde belirtilen haklardan yararlanabilecekleri gibi borçlardan da sorumlu olur.
Bu tür davalarda taşkınyapıyı yapan kişinin taşınmazı lehine, taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkı yoksa durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde taşkınyapıyı yapan kimse, taşan kısım için uygun bir bedel karşılığında irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.
TMK’nın 725. maddesine dayanılarak tescil talebinde bulunulabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır;
a) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır.
TMK’nın 725. maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşkınyapının bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nın 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur.
Bu kural, taşkın inşaatı yapan kimsenin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da taşkın inşaat yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
İyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan taşkın inşaat sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir.
Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir.İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır. (Sübjektif koşul)
b) İkinci koşul, yapı kıymetinin taşılan arazi parçasının değerinden açıkça fazla olmasıdır. (Objektif koşul)
c) Üçüncü koşul ise taşkın inşaat yapanın, taşınmaz malikine bu bedeli ödemesidir.
d)Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, mahkemece iptal ve tescile karar verilebilmesi için taşkınyapının zeminindeki arazi parçasının ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince;
Davacılar, maliki oldukları 129 ada 6 parsel sayılı taşınmaza sınır komşusu olan davalının ev ve avlu yaparak haksız olarak elattığını belirterek haksız elatmanın önlenmesine ve elatılan kısımların kaline karar verilmesini istemişlerdir.
Birleştirilen davada ise temliken tescil isteyen davacı … inşaatın üzerinden uzunca bir süre geçmesine rağmen davacıların ses çıkarmadığını belirterek taşkınyapının belirlenen arsa bedelinin iyiniyetli olduğu da gözetilerek davacıya ödenmesi koşuluyla kapsadığı bölümün adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Temliken tescil isteyen davacının mirasçılar arasında yapılan ifrazen taksimden sonra elatmanın önlenmesini isteyen davacıların taşınmazına tecavüzlü olarak inşaat yaptığı anlaşılmaktadır.
Çaplı taşınmazlara taşkın inşaat yapılması halinde kural olarak iyiniyet iddiası dinlenmez. Ayrıca, dinlenen tanık beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre davacının tecavüzlü bina yaptırmadan önce kendisinden beklenen dikkat ve özeni gösterdiği kanıtlanamadığından temliken tescil isteminin reddi ile asıl davadaki elatmanın önlenmesi, kal talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.02.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Soylu Hukuk Bürosu
Soylu Hukuk Bürosu olarak gayrimenkul hukuku alanında uzmanlaşmış bir şekilde hizmet vermekteyiz. Haksız ve taşkın yapı davaları, imar hukuku uyuşmazlıkları, tapu iptal ve tescil davaları konularında müvekkillerimize kapsamlı hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktayız. Özenli, şeffaf ve sonuç odaklı çalışma anlayışımızla hukuki sorunlarınızda yanınızdayız.
Bu konuda daha fazla yardım veya danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz.